
Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz | Martin eden, Jack London

Martin Eden, Jack London'ın bireysel yükselme arzusunu aşk, sınıf farkı ve yazarlık tutkusu üzerinden anlattığı en etkili romanlarından biridir. Denizci Martin'in eğitim, edebiyat ve kültür aracılığıyla kendini dönüştürme çabası, başlangıçta umut verici bir özgürleşme hikayesi gibi görünür.
London, Martin Eden'da başarı fikrinin bedelini sert biçimde sorgular. Ruth'a duyulan aşk, burjuva çevrelerine girme arzusu ve yazar olarak tanınma isteği, Martin'in kendi sınıfıyla ve yeni girdiği dünyayla arasını açar. Roman, bireycilik, emek, sanat ve yabancılaşma üzerine güçlü bir klasik olarak okunur. Finalindeki duygu, yükseliş anlatısını keskin biçimde tersine çevirir.
Bookspace topluluğundan 36 gönderi

Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz | Martin eden, Jack London

Martin Eden, Ruth'un kendi sınırlı dünyasında ona sunduğu güvenli ve düzenli hayat çabasını reddedip onu küçümserken; Ruth da Martin’in dehasını ve özgün ruhunu sadece ünlendiğinde mi sevmeye değer bulmuştur? Sence hangisinin hatası daha yıkıcıydı? Martin’in entelektüel kibri mi, yoksa Ruth’un kalıplara sıkışmış sığ sevgisi mi?

" bırakın kanim kaynayarak geçsin ömrüm! içip hayal şarabını yatayım sarhoş! görmesin şu çamurdan ruh evini gözüm Tozun içine devrilmiş biri mabet, bomboş!'

"Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer."

"Ben hasta bir adamım. Hayir, bedenim degil, ruhum hasta, beynim hasta. Bütün degerlerimi kaybettim sanki. Hicbir seyi umursamiyorum. Birkaç ay önce gelseydin her sey çok farklı olurdu. Ama artik çok geç."

Ben hâlâ aynı Martin Eden'ım; dün açken bugün neden beni yemeğe çağırıyorsunuz? — M. Eden

gerçekten sosyal bir statü mü yoksa gerçek bir aşk hikayesi mi😊

Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz.
ait olduğu yeri bulamamıştı

Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz...

İçimde söylemek istediğim çok şey var sanki. Çok büyük şeyler. Bunları ifade etmenin yolunu bulamıyorum. Bazen bana öyle geliyor ki bütün dünya, bütün hayat, her şey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor. Hissediyorum... Ama anlatamıyorum.

kitabı çok okumak istiyorum fakat övüldüğü ve abartıldığı gibi değilse çok üzülürüm almadan kütüphanede okuyayım dedim ama orada da yokmuş sizce nasıl almalımıyım ? ( Lütfen cevap verin 🙏🏻 )

İçimde söylemek istediğim çok şey var sanki. Çok büyük şeyler. Bunları ifade etmenin yolunu bulamıyorum. Bazen bana öyle geliyor ki bütün dünya, bütün hayat, her şey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor. Hissediyorum… Ama anlatamıyorum…

"Artık ne o günleri geri getirebilir ne de kendisi o günlere dönebilirdi. Değişmiş ve ne kadar değiştiğini şimdiye kadar anlamamıştı."

"Önemli" insanlarla yürürken/otururken elini kolunu nerede tutacağını ve nasıl yürüyeceğini dahi bilemeyen bir adamın aşkı uğruna adım adım edebiyatta zırveye çıkma hikayesi. Martin Eden'in yaptığı herşey o kadar iyi anlatılmışki okurken "bende aynen böyle hissetmiştim" dediğim çok an oldu, yazar, hem kendi biyografini anlatırken hemde bize efsane bir romanı sunuyor. Okuduğum en iyi romanlardan biri ve kendime çok şey kattı herkesin okuması gereken kitaplardan biri olarak görüyorum.

Ben hasta bir adamım. Hayır, bedenim değil, ruhum hasta, beynim hasta. Bütün değerlerimi kaybettim sanki. Hiçbir seyi umursamıyorum.

"Aşk, mantıktan daha büyüktür. Mantığın ötesinde bir yerlerde, onun erişemeyeceği bir yüksekliktedir."

Ruth ”Bence bazı insanlar senin deniz hikayelerini fazlasıyla ilginç bulacak.”

Senin de fikirlerin tıpkı giysilerin gibi başkaları tarafından üretilmiş; eylemlerini toplumsal onay biçimlendirmişti.

"Hayat, hastalıklı bir insanın yorgun gözlerini yakan güçlü bir ışık gibiydi."

Elinde ne krokisi ne de pusulası olan, yabancı bir denizde akıntıya kapılmış denizci gibiyim.

Uyuyamayacak kadar yorgundu.

Bazen sanki tüm dünya, tüm yaşam, her şey gelip kafama doluşuyor ve sözcüleri olmam için bağırıp feryat ediyor. Ne kadar... Ah, tarif edemiyorum...

Buralara nereden geldiğimi biliyorum, gidecek daha çok yolumun olduğunuda biliyorum ve gerekirse dizlerimin üstünde sürünerek de olsa oraya gideceğim.