Vaktiyle var olmuş bir yokun nazikçe kendini anımsatmasıydı neticede bu sızı. Özlenmeye hak kazanacak denli mutlu etmiş bir lütuftan geri kalana, sızı bile olsa, teselli diye bakardım.

Nermin Yıldırım’ın Dokunmadan romanında Adalet, yirmi dokuz yaşında, hayata ve insanlara temas etmeden yaşayan genç bir kadındır. Ne mutlu ne de mutsuzdur; günlerini belirgin bir yön duygusu olmadan geçirir. Doktorunun ölümcül bir hastalığa yakalandığını söylemesi, bu durağanlığı bir anda bozar ve Adalet’i geride bıraktığı hayatı yeniden incelemeye zorlar.
Hastalığı için kendisini suçlayan Adalet, geçmişini didik didik ederek masumiyetini yitirdiği ilk gerçek suçu, kendi ifadesiyle ilk günahını bulmaya çalışır. Bu arayış, basit bir hatırlama çalışmasından çıkarak hareketli bir yolculuğa dönüşür. Karşılaştığı insanlar ve mekânlar, daha önce dokunmadan geçtiği hayatın sonuçlarıyla yüzleşmesine yardım eder. Suçluluk duygusu, değişimin önündeki engel kadar onun itici gücüdür.
Yol boyunca Adalet hem kendisiyle hem içinde yaşadığı ülkeyle yeniden tanışır. Hayatını sorgularken alışkanlıkları, korkuları ve insanlarla arasına koyduğu mesafe değişmeye başlar. Aşka rastlama ihtimali de bu dönüşümün parçası hâline gelir. Roman, ölüm haberinin açtığı zaman baskısını, bir insanın geçmişteki ilk kırılmayı ararken yaşama yeniden temas etme çabasıyla birleştirir.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi
Vaktiyle var olmuş bir yokun nazikçe kendini anımsatmasıydı neticede bu sızı. Özlenmeye hak kazanacak denli mutlu etmiş bir lütuftan geri kalana, sızı bile olsa, teselli diye bakardım.

Kaçtığınız ne varsa yakalanırsınız. En çok da insanlara.
“bazen bazı acayiplikler sırf bizim başımıza geldi sanıyoruz ya, öyle değil. Dünya alışkın, bizim hayretle anlamaya çalıştıklarımızı o ezberden okuyor.”
“yastığın üzerinde uykusuzluk lekesi, kalpte kimliği meçhul ağrı, kursakta bekleyen taş gibi kalır. Bende de kaldı.Sanırım şimdi her şeyi anlatmanın tam yeri ve zamanı”
“Yaşamak, düşmekle kalkmak arasında geçirdiğiniz korkulu, ümitli, telaşlı zamanın adı. Düşüp düşüp kalkma sanatı.”
“çok istenen hiçbir şey olmaz, çok beklenen hiç kimse gelmez ve gerçek aşklar katiyen mutlu bitmez”
“daha evvel bir yerlerde bir şey kaybetmiştim ve kalbimdeki kavimler usulca yer değiştirmişti”
“anlasana herkes birbirinin katili. Ama sorsan herkes çobanyıldızı, herkes incitildi, herkes aldatıldı. Peki o zaman inciten kim, kim kırdı bunca insanı? Şunu kafana sok artık; kötülük bu tür hamurum da var”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş