Zaten insan denen mahluk, yeteneklerinin içinde en çok kendini aldatmakta ustaydı.

Nermin Yıldırım'ın Sakli Bahceler Haritasi romanında bir yayınevinin genel yayın yönetmeni olan Rıdvan, masasının üzerinde elli üç yıl önce yazılmış iki mektup bulur. Başlangıçta bunların yanlışlıkla bırakıldığını düşünür. Fakat mektuplar beklenmedik zamanlarda gelmeyi sürdürünce olay, rastlantı olmaktan çıkar ve Rıdvan'ı geçmişe uzanan bir araştırmanın içine çeker.
Yazışmalar iki kız kardeşe aittir. Rıdvan hem mektupları kimin gönderdiğini hem de neden özellikle kendisinin seçildiğini anlamaya çalışır. Her yeni parça, kardeşlerin farklı coğrafyalarda sürdürdükleri hayatlar ile bugünün olayları arasındaki bağı biraz daha belirginleştirir. Yaklaşık otuz yıla yayılan ortak kader, kişisel sırlarla yakın tarihin kırılmalarını aynı anlatı çizgisinde buluşturur. Mektupların gecikmiş gelişi, zamanın örttüğü bağları yeniden harekete geçirir.
Roman merak ve gerilim duygusunu mektupların taşıdığı parçalı bilgiler üzerinden kurar. Rıdvan gizemi çözdükçe geçmişte yaşananlarla birlikte bugünkü konumunu da yeniden değerlendirmek zorunda kalır. Sakli Bahceler Haritasi, iki kadının ayrı yerlerde gelişen hikâyelerini yazılı hatıralar aracılığıyla birleştiren; tarih, aile bağı ve saklanan gerçekler üzerine çok katmanlı bir anlatıdır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi
Zaten insan denen mahluk, yeteneklerinin içinde en çok kendini aldatmakta ustaydı.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş