
Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi.

"Beklemek, bir ?eyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olan?n olmas? için gereken her turlu ba?ka hale geçi?lere, kal??lara tahammul etmek ne zor ?eydi. Ba?? da, ortay? da, sonu da bilip beklemek ne tahammulu guç ?eydi. Tanr?'n?n da yapt??? bu muydu? Ba?, orta, son belli, helak kaç?n?lmaz, ancak onemli olan o zaman? geçirmek, o zamandan geçmek. Ve geldi?inde gelmemi? gibi, bilmemi? gibi, ya?amam?? gibi gelmek, ruyay? gorup uyanmak ve 'Neyse ruyaym??,' demek ve ayn? yerden uyumaya devam etmek. Ya?amaya da, olmeye de yaz?k. Bu olum için ya?amaya, bu ya?amak için olmeye yaz?k. Mezarl?klara, servilere, susenlere, nisan sonunda açan kat?rt?rnaklar?na, tela?l? kar?ncan?n ad?mlar?na yaz?k, mezar ta??na konup da ba??ran kargan?n sesine yaz?k, olume a?layan ?aire, ya?am var zanneden filozofun nefesine yaz?k, ?en taklalarla ilk senelerinde ko?up z?playan, a?açlara t?rman?rken seyredilip seyredilmedi?ini kontrol eden kedinin t?rnaklar?na yaz?k, a?daki bal??a, lokantada onu bekleyen anguta, once on iki aya??n? sonra arkadakileri ovu?turup bu hareketinden buyuk kr ve kisve uman karasine?e yaz?k, hortumunu sallayan koca file, sanatl? s?çray??? ile dahi bo?lu?u dolduramayan yunusa yaz?k, grafon k??d?ndan gelincik ve petunyalara, en puruzsuz çak?l ta??na, kum olmu? zavall?ya, sa?dan sa?dan yuruyen e?e?in inad?na, yol kenarlar?ndaki ?s?nm?? dikenlere, kozala??n içindeki f?st??a, duvara yap??m?? yosuna yaz?k, bu topu biny?llard?r çevirip duran sema-i mu?lka, titreyen kanatlara, aç?lan go?e ve onun katmanlar?na, havan?n, suyun oldu?u, olmad??? yerlere yaz?k."
Bookspace topluluğundan 4 gönderi

Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi.

“Herkesten kurtulmak ancak kendini feda etmek ile oluyormuş.”

Dertlenmeyeceğini anlıyordum. Bu istediğim değil mi, diye düşündüğümde, evet diyemiyordum, dertlenmeyenin dertlendireceğini biliyordum.

Mesafe almak diye bir şey yokmuş, mesafeyi anlamak varmış. Bu bir günde de olabiliyormuş, bir ayda da...