
Kalabalıklar içinde yalnızlaşıyoruz. İletişim çağında suskunluğumuz katlanıyor. Bağlanma korkumuz, bizi her şeye bağlanmaya zorluyor.

Gündelik hayatın doğal ve değişmez görünen alışkanlıkları, bireyin özgürlüğünü nasıl daraltır? Gündüz Vassaf, Cehenneme Övgü: Gündelik Hayatta Totalitarizm kitabında totalitarizmi yalnız devlet düzenleriyle sınırlamaz; aile, eğitim, çalışma, tüketim ve toplumsal beklentiler içinde yeniden üretilen küçük iktidar biçimlerini inceler. İnsanların kimi kuralları baskıyla, kimilerini ise güvenlik ve kabul görme isteğiyle benimsemesi, bireyle toplum arasındaki bağı sürekli besler. Vassaf'ın temel meselesi, özgür olduğunu düşünen kişinin kendi hayatındaki itaat alanlarını fark edip edemeyeceğidir. Denemeler, yerleşik kavramları tersyüz eden sorular ve kışkırtıcı karşılaştırmalarla ilerler.
Kitabın eleştirel tavrı, rahatlatıcı cevaplar vermekten çok okurun gündelik seçimlere başka bir açıdan bakmasını amaçlar. Normal sayılan davranışların ardındaki korku, alışkanlık ve güç ilişkileri açıldıkça özgürlük ile uyum arasındaki gerilim belirginleşir. Yazar, toplumsal baskıyı dışarıdaki soyut bir kötülük gibi sunmak yerine onun bireyin düşünme ve davranma biçimlerine nasıl yerleştiğini araştırır. Cehenneme Övgü, siyasal eleştiri, psikoloji ve kültürel gözlemi bir araya getiren; kişinin kendi içindeki küçük totaliter dünyayla hesaplaşmasını isteyen sorgulayıcı bir deneme kitabıdır.
Bookspace topluluğundan 13 gönderi

Kalabalıklar içinde yalnızlaşıyoruz. İletişim çağında suskunluğumuz katlanıyor. Bağlanma korkumuz, bizi her şeye bağlanmaya zorluyor.

Birbirimizi anlayamayacağız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz.

“birbirimizi anlayamayacağız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz. Konuşmamanın, iletişim kurmayı reddetme anlamına çekilmesinden, kabalık olarak görülmesinden korkuyoruz. ayrıca, çok fazla konuşuyoruz. sessizlik bizi ürkütüyor. Sessizliği denetleyemiyoruz.”

Gün boyunca duyularımızı tutsak etmeye çalışan sayısız mesajın tüketicisi olmaktan çıkarız geceleri. Baskıcı megamekanizmanın aralıksız vızıltısı durmuştur şimdi. Enerjinin kaynağı artık içimizdedir. Gece, insan zihninin çalışması için bir zemin oluşturur. Gün boyunca dikkatimizi, ışığın, renklerin, devinimin hizmetine sunarız. Neye dikkat edece ğimizi belirleyen, düzen güçleridir.

Bir sonraki 'an'ı beklemeyin. Bir sonraki 'an' diye bir şey yok. Sonra diye bir şey yok. Akış sürer gider. Her bir 'an'la birlikte olun. Her 'an'la birlikte yaşayın.

“Gün boyunca hayatta kalmaya, geceleri ise yaşamaya çalışırız.”

Daha 'merhaba' dediğimiz anda, ''Bu ilişkiden ne gibi bir fayda sağlayabilirim acaba?'' düşüncesi geçer aklımızdan. İlişkiler,insanın evrensel ''birlikteliği'' üzerine kurulmaktan çok, kesin amaçlar üzerine inşa edilir.

Kapitalizmin Özeti! -Anne üşüyorum. Sobayı yakamaz mısın? -Kömürümüz yok.

What has to be explained is not the fact that the man who is hungry steals or the fact that the man who is exploited strikes, but why the majority of those who are hungry don't steal and why the majority of those who are exploited don't strike...

Daha 'merhaba' dediğimiz anda, ''Bu ilişkiden ne gibi bir fayda sağlayabilirim acaba?'' düşüncesi geçer aklımızdan. İlişkiler,insanın evrensel ''birlikteliği'' üzerine kurulmaktan çok, kesin amaçlar üzerine inşa edilir.

gün boyunca hayatta kalmaya, geceleriyse yaşamaya çalışırız. yaşam, gecenin konusudur

Hasta olduğun için değil, hayatta olduğun için öleceksin.

Birbirimizi anlayamayacağız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz. Konuşmamanın, iletişim kurmayı reddetme anlamına çekilmesinden, kabalık olarak görülmesinden korkuyoruz. Ayrıca, çok fazla konuşuyoruz. Sessizlik bizi ürkütüyor. Sessizliği denetleyemiyoruz.
“Kim Olmayı İsterdiniz? Hayatta çözümler yoktur. Hareket halindeki güçler vardır: Bunları yaratmalısınız ki çözümler de peşinden gelsin.”
“Yeryüzünde yaşayabileceğimiz bir sürü yer olduğu halde o kadar sıkışıp kaldık ki, ne zaman yürüyüp ne zaman duracağımızı gösteren ışıklara muhtacız.”
“dünyayı sözcüklerle tutsak ettik bu süreçte biz de Kendi sözcüklerimizin tutsağı olduk”
“hepimiz birçok amaç ve hedef peşinde koştuğugumuz için aynı anda birçok farklı kimliğe de sahip oluruz ama her durumda sonuç yada amaç kişiden daha büyüktur amaç yada sonuç kişiler arasındaki ilişkilere hükmeder ve…”
“*Aşk , sözden önce de vardı.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş