
Değişim ve değişime gereksinimin olmadığı yerde akıl da yoktur!

Zaman Makinesi, insanlığın uzak geleceğine açılan bir yolculuğu yalnızca teknolojik bir hayret konusu olarak bırakmaz. Zaman Yolcusu, makinesinden indiğinde 802.700'lü yıllardadır; bildiği dünya ortadan kalkmış, karşısına uyum içinde yaşıyor görünen Eloi'ler çıkmıştır. Bu dingin görüntünün ortasında makinenin kaybolması, gözlem amacıyla başlayan serüveni dönüş yolunu bulma zorunluluğuna çevirir.
H. G. Wells geleceği parlak bir ilerleme tablosu gibi sunmak yerine, kendi çağının sınıfsal ve siyasal gerilimlerini büyüten karanlık bir ayna kurar. Darwin ve Marx'ın düşünceleriyle ilişkilendirilen roman, kontrol edilmeyen kapitalizmin insanlığı nereye taşıyabileceği sorusunu uzak bir zamana yerleştirir. Eloi'lerin zarafeti ile bu düzenin altında sezilen huzursuzluk yan yana durdukça, ilk bakışta ütopik görünen manzara giderek tedirgin edici bir anlam kazanır.
Wells'in ilk romanı olan Zaman Makinesi, zaman yolculuğunu hareketli bir maceranın aracı yaparken insanın kendi geleceğini biçimlendirme sorumluluğunu da öne çıkarır. Anlatının çekiciliği, bilinmeyen bir dünyayı keşfetme heyecanı ile bugünün seçimlerine dönüp bakma isteğini aynı ritimde taşımasındadır. Bu çift yönlü bakış, romanın tedirgin edici etkisini daha da derinleştirir.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

Değişim ve değişime gereksinimin olmadığı yerde akıl da yoktur!

Değişimin ve değişime gereksinimin olmadığı yerde akıl da yoktur.
“Zorluklar ve özgürlük :etkin, güçlü ve zeki olanların ayakta kaldığı, zayıfların ise duvara tostladıgı koşullar;yetenekli insanların sadık birleşmelerini, kendini gemlemeyi, sabrı ve kararlılığı el üstünde tutan…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş