
Bu aralar yaşarsak şaşırmam.

Dünyalar Savaşı, on dokuzuncu yüzyılın sonlarında kendi üstünlüğünden emin yaşayan insanlığın gökyüzünden izlendiği fikriyle tekinsiz bir kapı açar. İnsanlar gündelik meselelerinin peşinde koşarken, Mars'taki daha eski ve gelişmiş zekâların varlığını ya imkânsız sayar ya da kendilerinden aşağı görür. Oysa soğuk ve anlayışsız beyinler, dünyayı kıskanç bir dikkatle incelemekte ve planlarını ağır ağır kurmaktadır.
H. G. Wells bu karşılaşmanın atmosferini güçlü bir ölçek değişimiyle yaratır. İnsanların bir su damlasındaki kısa ömürlü canlıları mikroskop altında gözlemesi, bu kez insanlığın kendisine çevrilir. Dünyaya hâkim olma duygusu bir anda kırılganlaşır; uygarlığın güveni, daha büyük bir aklın bakışında küçük ve hazırlıksız görünür. Sessizlik, yaklaşan sarsıntıyı daha da büyütür.
Romanın gerilimi yalnız uzaydan gelen tehdide değil, insan merkezli düşünmenin sınırlarına dayanır. Okur yaklaşan çatışmayı hissederken, insanların tehlikeyi neden göremediğini ve üstünlük varsayımının onları nasıl savunmasız bıraktığını da izler. Dünyalar Savaşı böylece bilimkurgu heyecanını, bir türün evrendeki yerini yeniden düşünmeye zorlayan karanlık ve ölçülü bir uyarıyla birleştirir.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

Bu aralar yaşarsak şaşırmam.

“Kimi zaman kendimden ve çevremden çok tuhaf bir biçimde kopuyorum; sanki olup biteni dışarıdan biri gibi, sanki akıl almaz ölçüde uzak, zaman ve mekânın dışında bir yerden, bütün o gerilim ve facianın dışından seyrediyorum.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş