
Sen ve ben yabancıyız. Hayır, biz her zaman birbirimize birer yabancıydık. Kalplerimizin yaşadığı dünya birbirinden binlerce kilometre uzaktaydı.

Japon masallarının tanıdık varlıkları, Osamu Dazai'nin elinde güvenli birer halk anlatısı olmaktan çıkar ve insan zaaflarını açığa vuran karanlık aynalara dönüşür. Yeşil Bambu ve Diğer Fantastik Öyküler; su perileri, denizkızları, hayaletler ve büyücülerle örülü bir dünyayı modern ironiyle yeniden kurar. Fantastik olaylar, karakterlerin açgözlülüğünü, gururunu, yoksulluğunu ve kendilerini değiştirme arzusunu sınayan alegorik durumlar yaratır.
Öykülerde bir denizkızının peşinde yıkıma sürüklenen samuray Çûdô Konnai, onurlu yoksulluğunu korumaya çalışan krizantem tutkunu Sainosuke, para uğruna yalan söyleyen Saburou ve yakışıklı birine dönüşmek isteyen büyücü Tarou gibi farklı kişiler belirir. Dazai, bu kahramanlara merhametli bir mesafeden bakmak yerine davranışlarının komik ve acımasız sonuçlarını aynı anda gösterir. Masalsı dönüşümler, gerçek hayattaki ahlaki kusurları gizlemez; onları daha belirgin kılar.
Koleksiyon, geleneksel motiflerle yirminci yüzyılın tedirginliğini buluşturan çarpık bir masal kitabıdır. Dazai'nin mizahı, şiddet ve umutsuzlukla yan yana ilerlerken anlatıların beklenmedik yönlerini canlı tutar. Yeşil Bambu ve Diğer Fantastik Öyküler, Japon folkloruna aşina okurlar için yaratıcı bir yeniden yorum, yazarla ilk kez karşılaşanlar içinse kısa ve çeşitli bir giriş niteliği taşır.
Bookspace topluluğundan 18 gönderi

Sen ve ben yabancıyız. Hayır, biz her zaman birbirimize birer yabancıydık. Kalplerimizin yaşadığı dünya birbirinden binlerce kilometre uzaktaydı.

Gelenek söz konusuysa, çok büyük hatalar bile farkında olmadan gözden kaçırılır ancak küçük detaylarda pek çok sorun vardır

“Buna inanıp rahatlamak istiyorum ancak görünüşe göre yaşlandıkça, yanlış olduğunu bilsem de dünyevi arzularımın ortaya çıkışı inancımı zayıflatıyor.”

Kederlenin ve hayatınızın geri kalanında kendinizi dünyaya kaptırmayı deneyin. Tanrı, en çok böyle insanları sever.

“İnsanoğlu hayatı boyunca insanların aşkı ve nefretinden acı çekmek zorundadır.”

İnsanlar ölçüsüzce para istememeli ancak körü körüne yoksulluğuyla gurur duyması da çok tatsız.

Nedendir bilinmez, eskiden beri öğrenciler fakir olmaya mahkum gibiydi.

“Hayatında ilginç bir şey yoktu ve kendi vatanında olsa da dünyanın bir ucundaki yalnız yolcular gibi kalbi bomboştu.”

“Hiç kimse bilmeyecekti ve ben bu ıstırabı kalbimde taşıyacaktım.”

“Konfüçyüs, Anne baban hayattayken uzaklara gitme, gideceksen de her zaman bir istikametin olsun, demişti, öyle değil mi?”

Seviyorsan seviyorsundur. Neden dürüstçe söylemiyorsun.

Sen ve ben yabancıyız. Hayır, biz her zaman birbirimize birer yabancıydık. Kalplerimizin yaşadığı dünya birbirinden binlerce kilometre uzaktaydı. Birlikte olsaydık sadece birbirimizi mutsuz ederdik.

“Karşılıklı saygı olmadan gerçek bir evlilik gerçekleştirilemezdi.”

ne kadar çok düşünürsem senin elinden o kadar çok acı çektiğimi anlıyorum..

İnsanın gerçek alçakgönüllüğünün, sevmenin neşesini bilmek olduğuna inanıyorum.

Eğer yüreğine güvenmiyorsan, bu dünyada ne tür bir gerçeklik bulabilirsin?

Gerçekliğin onayı güvenden gelir ve güven kişinin kalbindeki sevgiden kaynaklanır.

Ahmaklık diye bilinen şeyin dürüstlük olduğunu söyleyebilirsiniz; zaten hayaller ile batıl inançları gerçek gibi aktarıp da dünyayı aldatmayı sizin gibi dürüst insanlara bırakmalı.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş