Yaşar Kemal’in Yer Demir Gök Bakır romanı, Dağın Öte Yüzü üçlemesinin ikinci kitabıdır. Başı dara düşen insanlar, bütün imkânlarını yitirdiklerinde ayakta kalabilmek için ortak bir düş dünyasına sığınır. Bu dünya bir yandan köylüleri yaşatır, diğer yandan onların hikâyelerini, beklentilerini ve korkularını yeni bir düzen içinde örmeye başlar.
Köylüler kendi yarattıkları ermişin işaretlerine bakarak hayatlarını sürdürmeye çalışır. Gerçek koşulların sertliği karşısında doğan mit, basit bir kaçış olmaktan çıkar; topluluğun umudunu koruyan ve davranışlarını yönlendiren bir güce dönüşür. İnsanların yarattığı inanç, zamanla onları da biçimlendirir. Acımasız gerçek ile efsane arasında gidip gelen anlatı, bir topluluğun çaresizlikten nasıl ortak bir anlam ürettiğini gösterir.
Eser, düş dünyasının yaşatıcı yönüyle taşıdığı tehlikeleri aynı hikâyede buluşturur. Toprak ve gökyüzüne kenetlenmiş köylülerin sert hayatı, şiirsel bir imgelemle genişler; kişilerin serüveni halkın ortak deneyiminden ayrılmaz. Yaşar Kemal, kendi mitini yaratma sürecini hem direnme biçimi hem toplumsal tanıklık olarak ele alan görkemli bir köy anlatısı kurar. Köylülerin ortak hayali, maddi çıkış yolları tükendiğinde yaşamı sürdüren son dayanak hâline gelir.