
İstanbul'un doğası ve insan ilişkileri birlikte bozulurken, kente göçle gelen insanların taşıdığı hayaller Deniz Küstü'nün merkezinde yer alır. Yaşar Kemal, Anadolu'nun farklı coğrafyalarını anlatan geniş bakışını bu kez büyük şehrin çürümesine yöneltir. Kentin fiziksel dönüşümü, orada yaşayanların umutları, korkuları ve birbirleriyle kurdukları bağlardan ayrı düşünülmez.
Romandaki karakterler İstanbul'a başka yerlerden gelmiş ve yeni bir yaşam kurma umudunu beraberlerinde getirmiştir. Fakat karşılaştıkları düzen, dayanışma kadar açgözlülük, nefret ve yozlaşmayı da büyütür. Şehrin doğasına verilen zarar, insan dünyasındaki ahlaki aşınmayla yan yana ilerler. Yaşar Kemal bu karanlık tablo içinde aşk ve kurtuluş ihtimalini de korur; kentin yalnız yıkım üreten bir mekâna dönüşmesine izin vermez.
Deniz Küstü, ütopyalarla antiütopyaların çarpıştığı toplumsal ve ekolojik bir romandır. İstanbul, olayların geçtiği pasif bir arka plan değil, değişimi bütün karakterlerin hayatına dokunan canlı bir varlık gibi anlatılır. Göçmenlerin hayalleri ile kentin sert gerçekleri arasındaki mesafe, modernleşmenin bedelini sorgular. Eser, doğa tahribatını, sınıfsal gerilimi ve insanın başka bir hayat kurma arzusunu tek anlatıda buluşturarak sevginin ve ortak yaşamın çürümeye karşı ne kadar direnebileceğini araştırır.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“Dünya böyle gitmez. Bu deniz böyle kalmaz, bu insanlar böyle kalmaz. Bir gün gelir, bir gün gelir ki, doğanın da bir sabrı kalmaz.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş