Hep aklına ağlamaklı bir türkü geliyordu. İçinde bir boşluk, bir kimsesizlik, öksüzlük duyuyordu. Gün doğarken boğazına bir yumruk geldi tıkadı. Gözlerinden bir iki damla yaş aktı. Sonra hemen kesildi. Gülümsedi kendi kendine :)

Yaşar Kemal'in Ölmez Otu romanı, Dağın Öte Yüzü üçlemesinin üçüncü kitabında Yalak köylülerinin Toroslardan Çukurova'ya uzanan yolculuğunu anlatır. Pamuk toplamaya inen köylüler, yoksulluk ve sıkışmışlık karşısında kendi kurdukları düş dünyasına sığınır. Bu ortak hayal, gündelik hayatın ağırlığını taşımalarına yardım ederken zamanla onların davranışlarını ve birbirleriyle ilişkilerini belirleyen güçlü bir efsaneye dönüşür. Köyün anlattığı hikâyeler, gerçek ile inanç arasındaki sınırı giderek belirsizleştirir.
Romanın merkezindeki gerilim, insanları ayakta tutan mit ile o mitin kaçınılmaz çözülüşü arasındadır. Köylülerin yarattığı dünya bir yandan umut ve dayanışma üretir, öte yandan hakikatle yüzleşmeyi geciktirir. Yaşar Kemal, Toroslar ile Çukurova'nın doğasını yalnız arka plan olarak kullanmaz; sıcak, toprak, emek ve göç hareketi anlatının ritmini kurar. Ölmez Otu, yoksulluğun içinde doğan söylencelerin hem koruyucu hem yanıltıcı gücünü araştıran; bireysel korkuları toplu hafıza ve şiirsel bir köy anlatısıyla birleştiren, üçlemeyi mitin yıkılışı üzerinden tamamlayan güçlü bir romandır. Dilin türküye yaklaşan akışı, köylülerin iç dünyasıyla coğrafyanın sertliğini aynı ritimde buluşturur.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi
Hep aklına ağlamaklı bir türkü geliyordu. İçinde bir boşluk, bir kimsesizlik, öksüzlük duyuyordu. Gün doğarken boğazına bir yumruk geldi tıkadı. Gözlerinden bir iki damla yaş aktı. Sonra hemen kesildi. Gülümsedi kendi kendine :)

insanoğlu....... hiç belli olmaz ki.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş