Emil Michel Cioran, Var Olma Eğilimi kitabını oluşturan on bir bölümde ölüm gerçeğini inkâr etmeden yaşama yönelen düşüncenin çelişkilerini inceler. Batı’yı “soluğu kesilmiş bir uygarlık” olarak ele alırken sürgün, yazgı, roman ve başka konular üzerine keskin gözlemler geliştirir. Metinlerin ortak gerilimi, insanın bildikleri yüzünden yıkıma yaklaşması ile yine de var olmayı sürdürmesi arasındadır.
Cioran’a göre hayat için öldürücü, özü bakımından tahrip edici bir bilgi vardır. Kitaptaki yazılar bu bilgiden yola çıkar, fakat ona bütünüyle teslim olmaz. Şaşkınlık ifadeleri ve düşünsel kasılmalar biçiminde ilerleyen metinler, kesin sonuçlara varmak yerine düşüncenin kendi dayanaklarını sarsar. Yazar “olmak” ile “bilmek” arasında kaldığında, kendi kesinliklerine karşı düşünme alışkanlığı sayesinde olmayı seçer.
Bu seçim iyimser bir çözüm sunmaz. Cioran mutlak kavramıyla kendisine derinlik ve ulaşılmazlık görüntüsü veren düşünce tavrını da alaya alır. Bilgiçlik, ödünç kaygılar ve kitabi hiçlik, düşüncenin sahici deneyimden kopabileceğini gösterir. Var Olma Eğilimi, varoluşu savunurken onun kırılganlığını gizlemeyen, uygarlık ve birey üzerine aforizmatik yoğunluk taşıyan bir denemeler bütünüdür.