Türkçülüğün Esasları

Türkçülüğün Esasları

Ziya Gökalp

Yayıncı
Ötüken Nesriyat
Sayfa
254
Dil
Türkçe
Yayın yılı
1990

Özet

Osmanlı Devleti'nin çözülme döneminde toplumsal sorunlara sistemli bir cevap arayan Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları'nda kültür, millet ve modernleşme kavramlarını sosyolojik bir çerçevede ele alır. Gökalp'in amacı geçmişi değişmeden korumak ya da Batı'yı bütünüyle taklit etmek değildir. Türk toplumunun kendine özgü ahlaki ve kültürel değerleriyle çağdaş dünyanın bilgi ve kurumları arasında işleyen bir sentez kurmaya çalışır.

Eserin düşünsel zemini, Auguste Comte ve Émile Durkheim çizgisindeki pozitivist sosyolojiden beslenir. Milletin oluşumunda ortak kültürün, dilin ve toplumsal dayanışmanın rolü tartışılırken siyasal program ile kültürel kimlik arasındaki ayrım belirginleşir. Gökalp'in Türkleşmek, İslamlaşmak ve muasırlaşmak eksenindeki yaklaşımı, farklı aidiyetlerin modern toplum içinde nasıl bir arada düşünülebileceği sorusuna yönelir. Bu düzen, kültür ile medeniyet arasında kurduğu ayrımla somutlaşır.

Türkçülüğün Esasları, bir dönemin siyasal tartışmalarını aşarak Türkiye'de sosyolojik düşüncenin kuruluşuna etki etmiş bir kavramlar kitabıdır. Okur, eserde milliyetçilik, eğitim, kültür ve medeniyet üzerine birbirine bağlı öneriler bulur. Metin, modernleşmenin kimliği silmeden nasıl gerçekleşebileceğine dair etkili fakat tartışmaya açık bir model sunar.

Bu kitap hakkında gönderiler

Bookspace topluluğundan 12 gönderi

Eren@reseph· 11ay🇹🇷

Osmanlı edebiyatı demek doğru değildir. Nasıl ki, dilimize Osmanlı dili ve ulusumuza Osmanlı ulusu demek de yanlıştır; çünkü, Osmanlı terimi, yalnız devletimizin adıdır. Ulusumuzun adı ise yalnızca Türk'tür. Bundan dolayı, dilimiz de Türk dilidir; edebiyatımız da Türk edebiyatıdır.

5
Alakwr 🇹🇷@alakwr· 9ay🇹🇷

Millet, ne ırkî, ne coğrafî, ne siyasî, ne de iradî bir zümredir. Millet, dilce, dince, ahlâkça ve güzellik duygusu bakımından müşterek olan; yani aynı terbiyeyi almış fertlerden mürekkep bir topluluktur. Türkçülük, Türk milletinin ferdî ve içtimaî hayatının bütün safhalarında Türk milliyetçiliğini hâkim kılmak ülküsüdür. Türkçülük, yalnız bir fikir değil, bir vicdan meselesidir.

4
Bookspace· 7ay🇹🇷

Mahmud-ı Kâşgarî, Divânü Lugat'ın Türk maddesinde, Türkleri muhtasaran (özetle) tarif ediyor. Diyor ki, Türk'te tasallüf (kibir) ve tefâhür (övünme) yoktur. Türk, büyük kahramanlıklar ve fedakârlıklar yaptığı zaman, bir fevkalâdelik (olağanüstülük) yaptığından habersiz gibi görünür.

4
Eren@reseph· 11ay🇹🇷

Ben bir Türk'üm, dinim, cinsim uludur.

3
Eren@reseph· 11ay🇹🇷

İşte, ben atımı düşmana doğru sürüyorum; arkamdan gelmeyen idam olunacaktır.

3
maria puder@bounsostoplideri· 1y🇹🇷

SAHESER

3
Erdem@illusiveman· 9ay🇹🇷

Her Türk'ün okuması gereken kitaplardan.

2
Bookspace· 7ay🇹🇷

Türkçülük, Türk milletini yükseltmek demektir.

2
Eren@reseph· 11ay🇹🇷

Örneğin Türkçülerin ortaya attıkları Türkçülük düşüncesi, gençliğe özgü topluluksal bir tasarımdı; bu topluluksal tasarımı bütün Türk ulusuna yayarak onu bir ülkü durumuna getiren Trablusgarp, Balkan savaşları, Cihan savaşındaki felaketler olmakla birlikte, bu ülküye resmilik veren onu eylemli olarak uygulayan da, ancak Gazi Mustafa Kemal Paşa hazretleridir.

1
Eren@reseph· 11ay🇹🇷

Örneğin, Türklerin İslamlıktan önceki dininde Gök Tanrı, ödül tanrısıdır; cezalandırmaya karışmaz. Cezalandırma ilahı Erlik Han adında başka bir mitolojik kişiliktir. Tanrı yalnız "güzellik" sıfatıyla göründüğü için, eski Türkler onu yalnızca severler; (bu) tanrıya karşı korku duymazlardı. İslamiyetten sonra, Türklerde Tanrı sevgisinin üstün olması, bu eski geleneğin sürmesinden başka bir şey değildir. Türklerde Tanrı korkusu pek az görülür.

1
Eren@reseph· 11ay🇹🇷

İşini bil, aşını bil, eşini bil.

1
Eren@reseph· 11ay🇹🇷

Bununla birlikte, Türkçülükle ilgili bütün bu hareketler ürünsüz kalacaktı, eğer Türkleri Türkçülük ülküsü çevresinde birleştirerek büyük bir yok olma tehlikesinden kurtarmayı başaran büyük bir dahi ortaya çıkmasaydı! Bu büyük dahinin adını söylemeye gerek yok: bütün dünya, bu gün Gazi Mustafa Kemal Paşa adını kutsal bir sözcük sayarak her an saygıyla anmaktadır. Eskiden Türkiye'de, Türk Ulusunun hiçbir konumu yoktu. Bu gün, her hak Türk'ündür. Bu topraktaki egemenlik Türk egemenliğidir; siyasette, kültürde, iktisatta hep Türk halkı egemendir. Bu kadar kesin ve büyük devrimi yapan kimse, Türkçülüğün en büyük adamıdır; çünkü düşünmek ve söylemek kolaydır, ama yapmak ve özellikle başarı ile sonuçlandırmak, çok güçtür.

0

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?

Uygulamada oku

Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş

Uygulamayı indir