Osmanlı Devleti'nin çözülme döneminde toplumsal sorunlara sistemli bir cevap arayan Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları'nda kültür, millet ve modernleşme kavramlarını sosyolojik bir çerçevede ele alır. Gökalp'in amacı geçmişi değişmeden korumak ya da Batı'yı bütünüyle taklit etmek değildir. Türk toplumunun kendine özgü ahlaki ve kültürel değerleriyle çağdaş dünyanın bilgi ve kurumları arasında işleyen bir sentez kurmaya çalışır.
Eserin düşünsel zemini, Auguste Comte ve Émile Durkheim çizgisindeki pozitivist sosyolojiden beslenir. Milletin oluşumunda ortak kültürün, dilin ve toplumsal dayanışmanın rolü tartışılırken siyasal program ile kültürel kimlik arasındaki ayrım belirginleşir. Gökalp'in Türkleşmek, İslamlaşmak ve muasırlaşmak eksenindeki yaklaşımı, farklı aidiyetlerin modern toplum içinde nasıl bir arada düşünülebileceği sorusuna yönelir. Bu düzen, kültür ile medeniyet arasında kurduğu ayrımla somutlaşır.
Türkçülüğün Esasları, bir dönemin siyasal tartışmalarını aşarak Türkiye'de sosyolojik düşüncenin kuruluşuna etki etmiş bir kavramlar kitabıdır. Okur, eserde milliyetçilik, eğitim, kültür ve medeniyet üzerine birbirine bağlı öneriler bulur. Metin, modernleşmenin kimliği silmeden nasıl gerçekleşebileceğine dair etkili fakat tartışmaya açık bir model sunar.