
Sabahın erken saatlerinde günün ilk seferine çıkan bir belediye otobüsü, Taş Uykusu'nda birbirinden habersiz hayatların ortak mekânına dönüşür. Yorgun şoför direksiyondadır; ilk duraktan sonra binenlerle sayı elli bir yolcuya ulaşır. Otobüsün hangi şehirde, hangi hatta ya da hangi yılda ilerlediği belirtilmez. Bu belirsizlik, yolculuğu tek bir yere ait olmaktan çıkarıp herkesin karşılaşabileceği bir toplumsal kesite dönüştürür.
Yolcuların taşıdığı yükler ise son derece somuttur. Boğaz Köprüsü'nden atlamayı düşünen bir adam, öğrencilerini taciz etmekle suçlanan bir öğretmen ve cinsel saldırıya uğramış bir kadın aynı dar alanda yan yana gelir. Her biri kendi kıyametini, suçluluğunu ve masumiyetini, hüznünü ve şiddetini beraberinde taşır. İnenler ile binenler değişse de görmezden gelinen sokak gerçekleri otobüsün içinde kalır.
Aslı Tohumcu, karakterleri hızlıca seyredilip unutulacak yüzler olarak sunmaz. Ortak yol, yolcular arasındaki görünmez bağları ve başkasının hayatına bakmanın sorumluluğunu öne çıkarır. Anlatı, gündelik ulaşımın sıradan ritmini toplumsal acının yoğunlaştığı bir gözlem alanına çevirirken okuru kendi bakış alışkanlıklarını sorgulamaya çağırır.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş