
Selma, Ayser'e birlikte çay içip dertleşmeyi önerir; iki kadın Kantin Kafe'ye doğru yürürler. Şeytan Geçti'nin bu küçük karşılaşması, konuşmanın ve yan yana gelmenin baskı altındaki bir hayat için taşıdığı imkânı gösterir. Ayser ile Selma'nın yanında Döne, Fatma, Leyla, Elif, Nurgül, Melike, Zehra ve Songül gibi farklı kadınların öyküleri aynı toplumsal gerilim çevresinde çoğalır.
Her kadın yaşadığı baskıya aynı tepkiyi vermez. Kimi sessiz kalıp acısını içine taşır; kimi öfkesini sokağa çıkarır ve “deli kadın” damgasıyla karşılaşır. Bazıları kendilerine öğretilen rollerin dışında bir dünya kurulabileceğini henüz göremezken bazıları dayanışmanın kâbusu sona erdirebileceğini bilir. Tepkiler arasındaki fark, kadınları tek bir mağduriyet kalıbına sıkıştırmadan korku, öfke ve direnmenin ayrı yollarını belirginleştirir. Kadınların yan yana gelmesi, tek başına çözülemeyen korkunun ortak bir dile çevrilebildiğini ve dayatılmış rollerin birlikte sorgulanabildiğini gösterir. Her karşılaşma, suskunluk ile söz alma arasındaki mesafeyi başka bir açıdan ölçer.
Aslı Tohumcu, kaynayan toplumun ve erkeklik baskısının ortasında kalan hayatlara dikkatle yaklaşır. Şiddetin ağırlığını hafifletmeden kullandığı dişil mizah, beklenmedik anlarda nefes alanı açar; gülümseme olan biteni önemsizleştirmek yerine dayatılan dile karşı başka bir ses kurar. Tanıklık burada edilgin bir bakış olmaktan çıkar; dinleme, konuşma ve dayanışma çağrısına dönüşür.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş