Sohrâb Sepehrî'nin Suyun Ayak Sesi, şairin çocukluk, doğa, sanat ve inançla kurduğu ilişkiyi uzun bir şiirin akışı içinde birleştirir. Kaşan çevresinden gelen hatıralar; su, ağaç, ışık, yağmur ve gökyüzü imgeleriyle kişisel bir hayat anlatısından daha geniş bir varlık düşüncesine açılır. Şairin sesi kendini tanıtırken dünyayı adlandırmakla yetinmez, ona nasıl bakılması gerektiğini de sorgular.
Şiirin yalın dili, gündelik nesneler ile mistik sezgiyi yan yana getirir. Sepehrî doğayı insanın dışında seyredilen bir manzara değil, yaşamın ortak ritmi olarak kurar. Bu nedenle su yalnız bir imge değil; hareketi, arınmayı ve kesintisiz oluşu taşıyan temel bir sestir. Ressam kimliği de renk, boşluk ve bakış biçimlerinde hissedilir.
Suyun Ayak Sesi modern İran şiirinin serbest söyleyişini felsefi ve insancıl bir duyarlılıkla buluşturur. Türkçe-Farsça Pan baskısı, özgün metin ile çeviriyi karşılaştırmaya imkân veren iki dilli bir yüzey sunar. Şiir okurdan kapalı bir simge sistemini çözmesini değil, alışılmış bakışı yıkayıp dünyayı yeniden görmesini ister. ?mge d?zeni her okumada yeni ?a?r???mlar ?retir.