
Dümenden kitap okuyorum demeyin ayıptır hahha

Jean Valjean, küçük bir suçun ardından insanı düzeltmekten çok damgalayan bir ceza düzeninin ağırlığını taşır. Victor Hugo, Sefiller'in merkezine onun değişme iradesini ve Piskopos Myriel'in merhametle kurduğu ahlaki etkiyi yerleştirir. Valjean'ın çevresinde Marius ile Cosette'in yakınlaşması gelişirken kişisel seçimler, toplumun adalet anlayışıyla sürekli karşı karşıya gelir.
Roman yalnızca tek bir hayat çizgisine kapanmaz. İmparatorluk, Bourbon Restorasyonu ve Temmuz Hanedanlığı üzerine siyasi gözlemler; halk hareketleri, barikatlar ve Paris'in dönüşen mahalleleri anlatının ufkunu genişletir. Hugo, bir yandan hafif suçlara ölçüsüz cezalar veren sistemi eleştirirken diğer yandan bağışlanmanın ve sevgiyle karşılanmanın bir insan üzerindeki dönüştürücü gücünü sınar. Şehir de sokakları, binaları ve yeraltıyla yaşayan bir yapı gibi anlatının parçasına dönüşür.
Sefiller'in geniş hacmi, ana olay örgüsünün arasına Waterloo, manastır yaşamı, argo ve Paris üzerine uzun düşünce bölümleri yerleştirir. Bu yaygın yapı melodramı, toplumsal eleştiriyi ve ahlaki sorgulamayı aynı romanda buluşturur. Valjean'ın vicdanla kurduğu ilişki ise bütün bu katmanlar arasında yön gösteren eksen olarak kalır; karakterin mücadelesi, adaletin yalnızca ceza vermekle kurulup kurulamayacağını düşündürür.
Bookspace topluluğundan 97 gönderi

Dümenden kitap okuyorum demeyin ayıptır hahha

🤓🙋♀️

Özen gösterilen dış görünüş cilalanıyor, dışarıdan bakıldığında herkes kusursuz. Oysa vicdanlarının derinliklerinde lağımlar, çirkef kuyuları var. Bu döneme şu nitelemeyi bahşediyorum: Kirli temizlik..

Şahane bi kitap🤓🤓

"ölmek bir şey değil yaşamamak korkunç."

Şahane bi kitap🥺

“Sadece bedenleri sevenlere ne yazık! Ölüm her şeyi yok edecek. Ruhları sevmeyi deneyin, onlara yeniden kavuşursunuz.”

“On dört yaşındayken, karnımı doyurmak için bir parça ekmek çaldım. Bu yüzden beni zindana attılar, ama altı ay bedava ekmek verdiler. Hayatın adaleti budur. "

"En çok da yağmur yağdığında seviyorum bu şehri.Herkesin yüzü ıslak, başı öne eğik. Sanki herkes, suçunu kabul etmiş gibi..."

İnsan, düşüp kalkmaktan yılmayan bir savaşçıdır; adalet ve sevgi için mücadele eden ruhlar asla kaybolmaz. – Victor Hugo, Sefiller

En karanlık gece bile sona erer ve güneş yeniden doğar

“Ölmek bir şey değil, yaşamamak korkunç.”

Kalabalıklar daima tehlikelidir. İçlerinde mutlaka ruhlarını ucuza satan alçaklar bulunur...

"Sevgi, insanın ruhunun derinliklerinde, farkında olmadan filizlenen bir çiçektir." Victor Hugo – Sefiller

“Cüret etmek ilerlemenin bedelidir.’’

"14 yaşımdayken karnımı doyurmak için bir parça ekmek çaldığımda beni zindana attılar ve orada tam 6 ay bedava ekmek verdiler. Hayatın adaleti budur."

“Ölmek bir şey değil, yaşamamak korkunç.”

En çok da yağmur yağdığında seviyorum bu şehri. Herkesin yüzü ıslak, başı öne eğik. Sanki herkes suçunu kabullenmiş gibi.

“Kalpler susuz kalmışsa, vicdanlar çöle döner.”

“Yolda çok yoksul ama âşık bir gence rastladım. Ayakkabılarına su, ruhuna yıldızlar doluyordu.”

“Acı geçer; ama çekilmiş olması kalır.”

Garip değil mi ruhunu bile değiştirebilen insanoğlu, kaderini değiştiremiyordu.

Kalabalıklar daima tehlikelidir. İçlerinde mutlaka ruhlarını ucuza satan alçaklar bulunur.

Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz,biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluklar.
“Hayattaki en güzel mutluluk sevildiğinden emin olmaktır.”
“Ölmek bir şey değil, yaşamamak korkunç.”
“İnsanın en büyük ihtiyacının, düşünce ve duygularını başkalarına aktarmak, onlar tarafından anlaşılır olmak olduğunu unutmamak gerekir.”
“En çok da yağmur yağdığında seviyorum bu şehri herkesin yüzü ıslak , başı öne eğik sanki herkes hatasını kabul etmiş gibi...”
“İnsanı doğru yola getiren en güçlü şey, acı çeken bir kalbin kendi acısını anlayışla paylaşmasıdır.”
“insan bazen yanı başındaki kitapta kendi öyküsünün anlatıldığını fark edemiyor..”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş