
“İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkûmdur.”

Victor Hugo, Bir İdam Mahkûmunun Son Günü'nü gençlik döneminde ölüm cezasına karşı açık bir edebi müdahale olarak kurar. Romanın amacı, idamın yalnız trajik değil, aynı zamanda akıl dışı yanını bir mahkûmun bekleyişi içinden göstermektir. Büyük bir toplumsal tezi soyut hukuk tartışmasına bırakmak yerine, cezanın uygulanacağı kişiyi birinci tekil anlatımla okurun yakınına getirir.
Romanın dönemsel yeniliği, bu içe dönük bakışta belirginleşir. Mahkûmun zihni adeta bir inceleme alanına dönüşür; korku, zaman ve kendine yabancılaşma, dışarıdan verilen hükmün içeride nasıl yaşandığını görünür kılar. Karakterin zaman zaman kendisine başka biriymiş gibi bakabilmesi, anlatıyı yalnız acıma uyandıran bir savunmadan çıkarır ve benlik üzerine daha modern bir sorgulamaya açar.
Bir İdam Mahkûmunun Son Günü, Victor Hugo'nun etik itirazını kısa ve yoğun bir biçimle taşır. Okur suçun ayrıntılarından çok, geri döndürülemez bir cezanın insan bilincinde yarattığı baskıyla karşılaşır. Bu tercih, mahkûmu tek bir olayın faili olmaktan önce düşünen ve korkan bir insan olarak görmeyi sağlar. Romanın dönem bağlamındaki gücü de burada yatar: hukuk sistemini, infazın eşiğindeki tek bir ses üzerinden sınamaya çağırır.
Bookspace topluluğundan 55 gönderi

“İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkûmdur.”

İnsan içinde bulunduğu umutsuz koşullarda bazen bir zinciri bir saç teliyle koparabilecegini sanır.

“Bir insanı öldürmek, bir suçu cezalandırmak değil; yeni bir suç işlemektir.”

Kalabalığın uğultusuyla birlikte düşüncelerimin uğultusu da dindi.

Bir gardiyanın yakın ilgisi giyotin sehpasını hissetirir. Bir insanın umutları bittiğinde herşeyin bittiğini anladı yer .

-Hiç konuşmuyorsun, kederli bir halin var,dedi annem. Oysa yüreğimde cenneti taşıyordum.

“İnsan içinde bulunduğu umutsuz koşullarda bazen bir zinciri bir saç teliyle koparabileceğini sanır.”

Çünkü, itiraf edeyim, hala umutluydum… Şimdi Tanrı’ya şükür, hiç umudum kalmadı.

Bir uçurum kenarından bakar gibi, uzaktan seyrediyorum hayat yoluna devam eden insanları.

" insan umutsuz koşullarda bazen bir zinciri bir saç teliyle koparabileceğini sanır "

Yüksek sesle bizi haksız bulup, alçak sesle bize hak vermişleri

Çünkü itiraf edeyim hala umutluydum, Şimdi Tanrı’ya şükür hiç umudum kalmadı

Bütün insanlar, günü belirsiz bir ölüme mahkumdur.

Oysa, ruhsal acının yanında bedensel acı bir hiç kalır!

Bir kadın bazen bilinç demektir.

Ruhun acısı, bedenin acısından daha ağırdır; çünkü beden ölür ama ruh acıyı sonsuza dek taşıyabilir."

"Ah, küçücük bir çocukken ne kadar da mutluydum! Şimdi ise bu taş duvarlar arasında, celladın ellerini bekliyorum."

"insan bazen icinde bulunduğu umutsuz koşullarda bazen bir zinciri, bir saç teliyle koparabileceğini sanır."

“İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkûmdurlar.”

Düşüncelerim bir zindan gibi; etrafımı sarmış duvarlar var ve ben o duvarların ardına geçemiyorum.

Olumden korkmadim, gec kalmis adaletten tiksindim.

Yarınlar güzel olacak denir. Oysa bugünler,dünün yarınları değil midir ?

“İnsan içinde bulunduğu umutsuz koşullarda bazen bir zinciri bir saç teliyle koparabileceğini sanır…”

“Ölüm bir adım önümde, ben ise ona bakarak yaşamaya çalışıyorum.”
“İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkumdurlar.”
“İnsan içinde bulunduğu umutsuz koşullarda bazen bir zinciri, bir saç teliyle koparabilecegini sanır...”
“Şimdi tutsağım. Bedenim bir zindanda demirlere bağlı; zihnim korkunç, kanlı, karşı konulmaz bir düşüncenin esiri! Tek düşüncem, tek inancım, tek gerçekliğim var: Ölüm cezası!”
“Ne tuhaf… Güneşi, gökyüzünü, bir kuşun kanadını, bir çocuğun gülüşünü… her şeyi ilk kez görüyormuşum gibi hissediyorum. Ölüm yaklaşırken, yaşamak ne kadar güzelmiş anlıyor insan.”
“Kesin sesinizi, kudretli kişiler! Yargıcın kadife elinin altında celladın tırnakları hissesiliyor.”
“... bize yüksek sesle haksız, alçak sesle haklı olduğumuzu söylüyorlardı.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş