Konserveciliğin zirvede olduğu 1930'lar California'sında küçük bir sokak, birbirinden farklı insanların ortak dünyasına dönüşür. Sardalye Sokağı'nda fabrika işçileri, sanatçılar, bilim insanları, seks işçileri ve serseriler aynı çevrede yaşar. John Steinbeck, memleketinden esinlenen bu renkli mekânı çelişkileri, kavgaları ve gündelik dayanışmalarıyla anlatır.
Mack'in başını çektiği aylak takım, düzenli çalışma ve sıradan hayat fikrine inatla direnir. Sistemin dışında kalmayı, sömürü çarklarına katılmamayı ve ihtiyaç duydukları kadarıyla yetinmeyi seçerler. Bu tercih onları kusursuz kahramanlar yapmaz; hata yapar, coşar, hayata küser ve yeniden birbirlerine dönerler. Sokağın canlılığı, farklı kişilerin zayıflıkları ve cömertlikleriyle oluşur.
Sardalye Sokağı, yoksulluğu yalnız acıma nesnesi olarak göstermeyen bir topluluk romanıdır. Steinbeck, alışılmış başarı ölçülerinin dışında yaşayan insanların dostluk ve dayanışma sayesinde kurduğu değeri görünür kılar. Konserve fabrikalarının ekonomik düzeni ile sokağın özgür ruhu arasındaki karşıtlık, eserin toplumsal eleştirisini besler. Gerçek hayattan güçlü izler taşıyan renkli karakterler, gündelik olayların içinde hem komik hem sarsıcı, sıcak ve kalıcı bir insanlık tablosu oluşturur.