
"İnsan kalbi, sahip olamadığı şeyleri istemekle lanetlenmiştir."

Yoksul inci avcısı Kino, ailesinin hayatını değiştirecek bir umut ararken denizden eşi benzeri görülmemiş bir inci çıkarır. John Steinbeck, İnci romanında bu buluşu yalnız maddi bir fırsat olarak bırakmaz; incinin çevrede uyandırdığı arzu, korku ve düşmanlık üzerinden insan doğasını sınar. Kino başlangıçta elde ettiği değeri çocuğunu kurtarmanın ve ailesine daha güvenli bir gelecek kurmanın aracı olarak görür. Fakat haber kasabaya yayıldıkça inci, umut taşıdığı kadar başkalarının çıkarlarını ve şiddet eğilimini de harekete geçirir. Kasabanın tepkileri aile üzerindeki baskıyı sürekli artırır.
Bir Meksika halk hikâyesinden esinlenen anlatı, sade yapısı içinde büyüyen ahlaki bir gerilim kurar. Ailenin türküsü, kötülüğün ve incinin türküsüyle yan yana geldikçe Kino'nun hayali çevresindeki düzenle çatışır. Steinbeck, yoksulluğu romantikleştirmeden fırsat eşitsizliğinin insanların kararlarını nasıl daralttığını gösterir. İnciye biçilen ekonomik değer ile ailenin ona yüklediği kurtuluş anlamı arasındaki mesafe, romanın trajik kuvvetini oluşturur. İnci, olayların sonunu açıklamadan zenginlik vaadi, aile bağlılığı, umut ve yıkım arasındaki ilişkiyi inceleyen; kısa fakat yoğun bir toplumsal alegoridir.
Bookspace topluluğundan 15 gönderi

"İnsan kalbi, sahip olamadığı şeyleri istemekle lanetlenmiştir."

"Ta beşikten mezara dolandırıldığımızı biliyoruz, yine de yaşamayı sürdürüyoruz..."

“Ta beşikten mezara dolandırıldığımızı biliyoruz. Yine de yaşamayı sürdürüyoruz. Sen yalnızca inci alıcılarına meydan okumadın, bütün bir yapıya, bütün yaşam biçimine meydan okudun. Senin adına korkuyorum."

Biliyordu ki felek; Kendi çabalarıyla başarıya ulaşan bir adamdan muhakkak öcünü alırdı. İşte tüm bu nedenlerden dolayı Kino plan yapmaltan oldum olası korkardı. Ne var ki bu planı yapmıştı bir kere yok edemezdi daha şimdiden saldırıları göğüslemek için dünya’ya karşı bir kabuk edilmişti…

Tıpkı ataları gibi, bir kıyı kasabasında yaşayıp günlerini denizde inci bulmaya çalışarak geçiren Kino da yoksulluğun en ağır şartlarıyla cebelleşir. Öyle bir yoksulluktur ki bu, oğlu Coyotito’yu akrep soktuğunda bir doktora gösterecek parası yoktur Kino’nun cebinde. Fakat bir gün, dev bir inciyle denizden çıkar. Böylece zenginliği, oğlunu tedavi ettirmeyi ve okula göndermeyi, eşi Juana’yla kilisede evlenmeyi hayal etmeye başlar. Bu muazzam inci Kino’nun ve ailesinin hayatındaki her şeyi bir anda değiştirecektir.

Derler ya, insan asla doymak bilmez diye, yüzünü verseniz ille de astarını ister diye. Bu sözler insanı kınama amacıyla söylenir, oysa insan soyunun en büyük yeteneklerinden biri, onu elindekiyle yetinen hayvanlardan üstün kılan bir yetenektir bu.

“Medeniyet diye o hayata derim ben” diyordu. Medeniyetten kastettiği şey; Kısıtlı bir gelirle hem bir metres tutabilmek hemde lokantalarda yemek yiyebilmekti…

Bu inciyi at gitsin Kino. Yoksa mahvolacağız.

Ta beşikten mezara dolandırıldığımızı biliyoruz yine de yaşamayı sürdürüyoruz..

"Derler ya, insan asla doymak bilmez diye, yüzünü verseniz ille de astarını ister diye. Bu sözler insanı kınama amacıyla söylenir, oysa insan soyunun en büyük yeteneklerinden biri, onu elindekiyle yetinen hayvanlardan üstün kılan bir yetenektir bu."

Bir şeyi çok fazla istemek iyi değildir. Bazen şans ters dönebilir yoksa. Ayarında istemeyi bilmeli kişi...

Bu inciyi at gitsin Kino. Yoksa mahvolacağız.

Gördün mü bak! Şansın fazlası felaket getirdi. John steinback İnci

John Steinbeck’in “İnci”si kitap okuma alışkanlığını kaybetmiş ve tekrardan kazanmak isteyenlere önerebileceğim yegâne eserlerden birisidir. Kısa ve kaanaatimce etkileyici bir kitaptır. Okuyanlara şimdiden iyi okumalar dilerim.

öfke ve nefretinin, korkusunun içinde kaybolduğunu hissediyordu.
“Medeniyet diye o hayata derim ben” diyordu. Medeniyetten kastettiği şey; Kısıtlı bir gelirle hem bir metres tutabilmek hemde lokantalarda yemek yiyebilmekti…”
“Bir şeyi çok fazla istemek iyi değildir. Bazen şans ters dönebilir yoksa. Ayarında istemeyi bilmeli kişi...”
“Ta beşikten mezara dolandırıldığımızı biliyoruz. Yine de yaşamayı sürdürüyoruz. Sen yalnızca inci alıcılarına meydan okumadın, bütün bir yapıya, bütün yaşam biçimine meydan okudun. Senin adına korkuyorum.”
“Derler ya, insan asla doymak bilmez diye, yüzünü verseniz ille de astarını ister diye. Bu sözler insanı kınama amacıyla söylenir, oysa insan soyunun en büyük yeteneklerinden biri, onu elindekiyle yetinen hayvanlardan…”
“Biliyordu ki felek; Kendi çabalarıyla başarıya ulaşan bir adamdan muhakkak öcünü alırdı. İşte tüm bu nedenlerden dolayı Kino plan yapmaltan oldum olası korkardı. Ne var ki bu planı yapmıştı bir kere yok edemezdi daha…”
“Tıpkı ataları gibi, bir kıyı kasabasında yaşayıp günlerini denizde inci bulmaya çalışarak geçiren Kino da yoksulluğun en ağır şartlarıyla cebelleşir. Öyle bir yoksulluktur ki bu, oğlu Coyotito’yu akrep soktuğunda bir…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş