Ben kendimden geçtikçe kendime gelirim Yücelere çıkar, alçalmayı bilirim. Daha da garibi, varlığın şarabıyla Ne kadar ayık da olsam sarhoş gibiyim

Rubâîler, Ömer Hayyam'ın hayatın geçiciliği, aşk, şarap, kader, kuşku ve bilgelik üzerine kurduğu kısa ama yoğun şiirlerden oluşur. Dört dizelik yapı, Hayyam'ın düşüncesini çarpıcı bir yoğunlukla dile getirmesine imkan verir.
Ömer Hayyam, Rubâîler'de fanilik duygusunu karamsar bir kapanışa değil, anı fark etme ve hayatı sorgulama çağrısına dönüştürür. Metinlerde neşe ile hüzün, inançla şüphe, zevkle felsefi düşünce yan yana durur. Farklı çevirilerle geniş bir okur kitlesine ulaşan bu şiirler, Doğu edebiyatının en etkili kısa biçimlerinden biri olarak okunur. Kısa biçim, her dizeyi daha çarpıcı kılar.
Bookspace topluluğundan 5 gönderi
Ben kendimden geçtikçe kendime gelirim Yücelere çıkar, alçalmayı bilirim. Daha da garibi, varlığın şarabıyla Ne kadar ayık da olsam sarhoş gibiyim

‘’Gören göze güzel, çirkin hepsi bir; Aşıklara cennet, cehennem, hepsi bir; Ermiş ha çul giymiş, ha atlas; Yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir.’’

Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz İki başımız var, bir tek bedenimiz. Ne kadar dönersem döneyim çevrende Er geç baş başa verecek değil miyiz?

İbrahim içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim güneş buzdan evimi yıktı koca buzlar düştü putların boyunları kırıldı İbrahim güneşi evime sokan kim asma bahçelerinde dolaşan güzelleri Buhtunnasır put yaptı ben ki zamansız bahçeleri kucakladım güzeller bende kaldı İbrahim gönlümü put sanıp kıran kim

“Akıl susmuş, meydan cehalete kalmış, Körler yol gösterir olmuş bu çağda. Delilik tahta çıkmış baş köşeye, Bilgelik ise sürgünde, sessiz ve yalnız.” Ömer Hayyam, Rubailer