
Binlerce kez iyi geceler sana, Binlerce kez beter olsun gece, senin ışığın yoksa..

Romeo ve Juliet, Verona sokaklarına sinmiş şiddetin içinde filizlenen genç bir aşkı anlatır. Montague ve Capulet aileleri arasındaki kan davası, iki gencin birbirine yaklaşmasını sıradan bir aile itirazının çok ötesine taşır. Her karşılaşma, sevincin hemen yanında gerçek bir tehlike duygusu taşır; aşkın mahrem dili ile kamusal çatışmanın gürültüsü aynı sahnede yankılanır.
Shakespeare'in oyununu okurken en çarpıcı deneyim, hızla değişen duyguların şiirsel bir dille görünür hâle gelmesidir. Romeo ile Juliet'in birbirlerine söyledikleri, yalnızca belirli bir dönemin iki karakterine ait kalmaz; anlaşılmak, engelleri aşmak ve kendi seçimlerini yapabilmek isteyen gençlerin sesine dönüşür. Buna karşılık ailelerin geçmişten devraldığı öfke, bireysel arzuların önüne sürekli yeni sınırlar koyar.
Oyun, aşkı çevresindeki dünyadan yalıtılmış bir duygu olarak ele almaz. Kuşak çatışması, aidiyet, sadakat ve şiddet, iki gencin kurmaya çalıştığı bağın etrafında sıkı bir gerilim oluşturur. Bu yüzden Romeo ve Juliet'in okuma ritmi hem içten hem huzursuzdur: Güzel sözlerin açtığı alanı, sokaklardaki düşmanlığın daralttığı hissedilir. Shakespeare'in tiyatro dili, genç aşkın coşkusunu ve onu kuşatan baskıyı aynı anda duyurur.
Bookspace topluluğundan 51 gönderi

Binlerce kez iyi geceler sana, Binlerce kez beter olsun gece, senin ışığın yoksa..

Yeni bir ateş söndürür başkasının yaktığını, Yeni bir acıyla hafifler eski bir ağrı.
Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulurlar , Ölümleri olur zaferleri, Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi. En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir, Aynı tat isteği , iştahı köreltir. Onun için ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin …

“Öğret bana, nasıl unutulur düşünmek?”

dudaklarım dudaklarınla günahlarından arındı'

"Ah Romeo, Romeo! Neden Romeo'sun sen? Babanı inkâr et, adından vazgeç. Ya da bunu yapamıyorsan, bana sevgini söyle; ben de Capulet olmaktan vazgeçeyim. Bu tiratı hatırladık mı ?

"Gözleri gökte olsaydı, yıldızlar da onun yüzünde; Utandırırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı. Gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı."

Yeni bir ateş söndürür başkasının yaktığını, Yeni bir acıyla hafifler eski bir ağrı, Başın döndü mü öbür yana döndür başını, Başkasının güçsüzlüğüyle iyileşir umutsuz keder, Gözlerine yeni bir zehir bul ki, Yok etsin ötekinin zehrini.

Yeni bir ateş söndürür başkasının yaktığını, yeni bir acıyla hafifler eski bir ağrı.

Yeryüzünde yaşayan en zararlı şey bile Özel bir yarar taşır bu yeryüzüne; En yararlı şey bile yanlış kullanılırsa Yok edip doğru sonucu, ulaşır zarara. Kullanmayı bilmezsen iyi döner kötüye, Kötü de bazen yücelir erdemmiş gibi. Şu minik çiçeğin taze filizlerinde Zehir de var, iyileştiren özler de.

En tatlı bal bile tatıldıkça bıkkınlık verir, Aynı tat isteği,İştahı köreltir. Onun için, ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin, Hedefe hızlı giden,yavaş kadar geç varır.
arama boşuna, bulunmak istemeyeni.

Aşk kör olsaydı, En çok gece yakışırdı ona... Gel ey soylu gece, ey karalara bürünmüş anne, Gel, öğret bana, nasıl kaybedilir... * *William Shakespeare Rome ve Juliet, III. Perde II. Sahne(ed.n.

Ah Juliet! senin sevgin de benimki gibi büyüdüyse, onu süslüyüp anlamada benden ustaysan, nefesinle tat vet şu bizi saran havaya; şu güzel karşılaşmadan duyduğumuz mutluluğu müziğin zengin dili açıklasın bir bir.

Ah Romeo, Romeo! Neden Romeo'sun sen? İnkar et babanı, kendi adını reddet; bu elinden gelmezse, yemin et beni sevdiğine, vazgeçeyim ben Capulet olmaktan.

İster acı , ister tatlı olsun bütün anılar insana acı verir. ~William Shakespeare~

tembel bulutlara binip uçarken o havanın kucağında , onu seyreden insanlar gibi hayranlıkla öylece bakıyorum ben sana .

"Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar. Ölümleri olur zaferleri, öpüşürken yok olan ateşle barut gibi. En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir, aynı tat isteği, iştahı köreltir. Onun için, ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin. Hedefe hızlı giden, yavaş kadar geç varır."

Romeo Roseline'in aşkıyla yanıp tutuşurken gittiği Capuletlerin balosunda Juliet'i ilk kez gördüğünde çarpılır ve 'Parıldamayı öğretiyor bütün meşalelere' demekten kendini alamaz, Romeo ise Juliet için 'Gecenin içinde gün ışığı' dır. Her iki sevgili birbirlerini göz kamaştıran bir ışık olarak görür, çünkü her ikisi de hep yarı karanlıktadırlar.

Öğret bana, nasıl unutulur düşünmek?

yüksel ey güzel güneş , öldür şu kıskanç ayı,

ROMEO; İşte dudaklarım arındı günahından senin dudaklarınla. JULIET; Benim dudaklarımda kaldı günah öyleyse. ROMEO; Dudaklarımdan mı geçti günah? Ey tatlı bir zorlanışla işlenen suç! Günahımı geri ver bana.

Arama boşuna, bulunmak istemeyeni.

Ama sevgi güç verir, zamansa imkan. Büyük engellerde bulur, büyük hazzı insan.
“Romeo ve Juliet BENVOLIO: "Ah uzaktan nazik görünen aşk Nasil da acımasız ve kaba denendiğinde”
“Tanrı bağışlasın! ben yürekten bağışladım. Yine de kimse çıkmadı onun gibi yüreğimi yakan.”
“Aşk duyarlı bir şey mi ki? Öyle kaba, öyle hoyrattır ki acıtır diken gibi. ~Romeo”
“Cimri! Hepsini içmiş, bir damla bile Bırakmadın demek kavuşabilmem için sana? Öyleyse dudaklarından öperim, Orada bir parça zehir kalmıştır belki; Bir zamanlar hayat veren dudakların Bu kez son versin hayatıma.”
“Ah uzaktan nazik görünen aşk Nasıl da acımasız ve kaba denendiğinde!”
“Sonradan kör olan âşık unutamaz daha önce gördüğü değerli hazineyi.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş