Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulurlar , Ölümleri olur zaferleri, Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi. En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir, Aynı tat isteği , iştahı köreltir. Onun için ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin …

William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, Romeo ve Juliet'de birbirinden farklı pek çok toplumda benzerleriyle karşılaşılan trajik bir ilişkiyi, düşman ailelerin çocukları arasında doğan aşkı ele alır. Romeo ile Juliet'in umutsuz aşkını romantik örgüsünün yarı karanlık örtüsüyle sarmalayan eser, buna rağmen insan ilişkilerini gerçekçi bir anlayışla gözler önüne serer.<br/>Özdemir Nutku (1931-2019): Türk tiyatrosuna büyük katkıları olan eğitimci ve yönetmen Özdemir Nutku, eleştirmen, yazar ve çevirmen olarak da önemli yapıtlar ortaya koydu. Sahnelediği pek çok oyunun yanı sıra, araştırma, inceleme ve çevirileriyle de ödüller kazandı. Ülkemizde olduğu kadar yurtdışında da sahneye koyduğu oyunlar, verdiği ders ve konferanslarla tanınmaktadır.
Bookspace topluluğundan 27 gönderi
Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulurlar , Ölümleri olur zaferleri, Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi. En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir, Aynı tat isteği , iştahı köreltir. Onun için ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin …

“Öğret bana, nasıl unutulur düşünmek?”

dudaklarım dudaklarınla günahlarından arındı'

"Gözleri gökte olsaydı, yıldızlar da onun yüzünde; Utandırırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı. Gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı."

Yeryüzünde yaşayan en zararlı şey bile Özel bir yarar taşır bu yeryüzüne; En yararlı şey bile yanlış kullanılırsa Yok edip doğru sonucu, ulaşır zarara. Kullanmayı bilmezsen iyi döner kötüye, Kötü de bazen yücelir erdemmiş gibi. Şu minik çiçeğin taze filizlerinde Zehir de var, iyileştiren özler de.
arama boşuna, bulunmak istemeyeni.

Ah Juliet! senin sevgin de benimki gibi büyüdüyse, onu süslüyüp anlamada benden ustaysan, nefesinle tat vet şu bizi saran havaya; şu güzel karşılaşmadan duyduğumuz mutluluğu müziğin zengin dili açıklasın bir bir.

Aşk kör olsaydı, En çok gece yakışırdı ona... Gel ey soylu gece, ey karalara bürünmüş anne, Gel, öğret bana, nasıl kaybedilir... * *William Shakespeare Rome ve Juliet, III. Perde II. Sahne(ed.n.

Ah Romeo, Romeo! Neden Romeo'sun sen? İnkar et babanı, kendi adını reddet; bu elinden gelmezse, yemin et beni sevdiğine, vazgeçeyim ben Capulet olmaktan.

Öğret bana, nasıl unutulur düşünmek?

"Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar. Ölümleri olur zaferleri, öpüşürken yok olan ateşle barut gibi. En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir, aynı tat isteği, iştahı köreltir. Onun için, ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin. Hedefe hızlı giden, yavaş kadar geç varır."

Romeo Roseline'in aşkıyla yanıp tutuşurken gittiği Capuletlerin balosunda Juliet'i ilk kez gördüğünde çarpılır ve 'Parıldamayı öğretiyor bütün meşalelere' demekten kendini alamaz, Romeo ise Juliet için 'Gecenin içinde gün ışığı' dır. Her iki sevgili birbirlerini göz kamaştıran bir ışık olarak görür, çünkü her ikisi de hep yarı karanlıktadırlar.

ROMEO; İşte dudaklarım arındı günahından senin dudaklarınla. JULIET; Benim dudaklarımda kaldı günah öyleyse. ROMEO; Dudaklarımdan mı geçti günah? Ey tatlı bir zorlanışla işlenen suç! Günahımı geri ver bana.

Arama boşuna, bulunmak istemeyeni.

Adın ne önemi var? Gülün adı değişse bile kokmaz mıydı aynı güzellikte...

"Gözlerim, bakın son kez! Kollarım, son kez kucaklayın! Ve siz ey dudaklar, nefes kapıları, haklı bir öpücükle mühürleyin bu ölümsüz aşkı!" "Yemin ederim ki meşaleler ondan öğreniyor parlamayı! Gecenin yanağında asılı duran değerli bir küpe sanki; bir Habeş’in kulağındaki..."

romeo'nun ölümü hızlı ve acısız olmuştu. Zehri içtiğinde aniden ruhu bedenini terk etti ama juliet için ölüm daha acılıydı. Kendini göğsünden hançerleyerek öldürmek zorunda kalmıştı. Bıçağın derisini ve kemiklerini keserek kalbine batmasını, her zerresine kadar hissettmişti.

Yeni bir ateş söndürür başkasının yaktığını, yeni bir acıyla hafifler eski bir ağrı.“

Gecenin örtüsü saklar beni onların gözünden; hem sen sevmeyecek olursan, varsın görsünler beni burda; kinleri yaşamama son versin daha iyi, senin sevginden yoksun, geç ölmektense.

Öğret bana, nasıl unutulur düşünmek?

“Yara ile alay eder, yaralanmamış olan.”

“Oysa sevgi güç verir, zamansa imkan Büyük engellerde bulur büyük hazzı insan…”

Denizler gibi derin sana olan sevgim. Sana ne kadar verirsem, o kadar çoğalıyor bende kalan.

Aramak boşuna bulunmak istemeyeni...