
Ömer Seyfettin’in Perili Köşk hikâyesi, ailesi için uygun bir ev arayan Sermet Bey’in çok ucuz bir köşkü kiralamasıyla başlar. Ev sahibi Hacı Niyazi Efendi, binanın perili olduğu söylentisini kullanarak kiracıların kısa sürede kaçmasına alışmıştır. Geceleri görünen beyaz hayalet, çocukları ve hizmetkârları korkutur; Sermet Bey ise olağanüstü açıklamayı kabul etmek yerine olayın maddi düzenini araştırır. İzler, perdenin arkasındaki çıkar hesabını ve sahte korkunun nasıl üretildiğini açığa çıkarır.
Seyfettin, batıl inanç eleştirisini kira ilişkisi ve fırsatçılık üzerinden somutlaştırır. Köşkün mimarisi, karanlık odalar ve gece sesleri gerilim üretir, fakat anlatının hedefi doğaüstü varlık değil insanların korkudan kazanç sağlama becerisidir. Sermet Bey’in kuşkuculuğu kuru bir ders halinde verilmez; hayaleti kendi oyununa çekmesi mizahı soruşturmanın parçası yapar. Hikâyenin kalıcı etkisi, “perili” etiketinin arkasında ekonomik bir düzenek bulunduğunu gösterirken aldananlarla aldatanları aynı toplumsal sahnede buluşturmasından gelir. Okur, Sermet Bey’in topladığı ayrıntılar sayesinde korkunun aşama aşama nasıl kurulduğunu izler. Çözümün gündelik bir çıkar ilişkisine çıkması, gerilim ile komediyi aynı anda sonuçlandırır. Ev sahibinin mülkiyet hakkı kandırmayı meşrulaştırmadığı için sonuç, kiracı ile malik arasındaki güç dengesini ve piyasa bilgisinin taşıdığı ahlaki sorumluluğu da açıkça sorgular. Mahallede hızla yayılan söylenti ekonomik çıkarı gizlediği için kandırılan kiracılar birbirinden habersiz kalır; ev sahibi de aynı oyunu yeni aileler üzerinde tekrar etme imkânı bulur.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş