
Küçük mucizeleri kabul ettiğimiz zaman kendimizi büyük mucizeleri hayal edebilecek yeterlilikte hissederiz.

Eski bir parfüm şişesini yüzyıllara yayılan arayışın merkezine koyan Tom Robbins, Parfümün Dansı'nda antik Bohemya'dan çağdaş Paris, Seattle ve New Orleans'a uzanan anlatı hatlarını birleştirir. Geçmişte Kral Alobar ile Kudra yaşlanmanın kaçınılmazlığını reddederek uzun ömrün sırrını ararken, günümüzde farklı parfümcüler gizemli bir kokunun formülünün peşine düşer. Mavi şişe, Pan'ın varlığı ve pancar kokusunun beklenmedik izi, birbirinden uzak kişileri aynı soruya yaklaştırır: bedenin sonluluğu karşısında duyular ve arzu nasıl bir bilgi sunabilir?
Robbins tarihsel serüven, mit, felsefi tartışma ve çağdaş komediyi bilinçli bir taşkınlıkla yan yana getirir. Parfüm yalnız hoş bir koku değil, belleği uyandıran ve maddi dünya ile ruhsal arayış arasında bağ kuran bir sanat olarak işlenir. Alobar ile Kudra'nın yolculuğu Doğu ve Batı düşüncelerini basit karşıtlıklara indirmeden ölüm, din ve bireysel özgürlük sorularına açılır. Güncel zaman çizgisindeki rekabet ise kadim arayışın ticari dünyada nasıl başka biçimler aldığını gösterir. Romanın özgünlüğü, ölümsüzlük fikrini ciddi bir öğretiye kapatmak yerine kokunun geçiciliği, bedenin canlılığı ve oyunun dönüştürücü enerjisi içinde sınamasında yatar.
Bookspace topluluğundan 5 gönderi

Küçük mucizeleri kabul ettiğimiz zaman kendimizi büyük mucizeleri hayal edebilecek yeterlilikte hissederiz.

Doğmak ve ölmek kolaydı. Zor olan hayatın kendisiydi.

Kendi gemine kaptanlık edemiyorsan, hangi yanlış limana vardığına şaşırmamalısın.

Eğer arzu, ıstırabı getiriyorsa, belki akıllıca arzu etmediğimizdendir ya da arzu ettiğimiz şeyi ustaca elde etmesini bilmediğimizdendir.

"Ölüm herkesin çorbasındaki sinektir."
“Koku, hafızanın en inatçı dilidir; unuttuğunu sandığını bile geri çağırır.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş