Tom Robbins’in Ağaçkakan romanında, tahtını yitirmiş bir kraliyet ailesinin kızı Prenses Leigh-Cheri ile göğsüne dinamit lokumları bağlayarak dolaşan ünlü bombacı Bernard Hawaii’de karşılaşır. Bernard, namıdiğer Ağaçkakan, bir kanun kaçağıdır; fakat kendisini sıradan bir suçludan ayıran onurlu bir dava ve saygıdeğer bulduğu bir felsefe taşır. Bu karşılaşma, sıra dışı bir aşkın başlangıcını oluşturur.
Prenses, arzularını denetlemeye ve soylu bedenini disipline etmeye karar vermiştir. Yüksek toplumsal ve çevresel duyarlılığı, Ağaçkakan’ın romantik bireyciliğiyle çarpışınca önceki hedefleri değişir. İki karakterin dünya görüşleri arasındaki gerilim, aşkı hem kişisel hem düşünsel bir sınava dönüştürür. Bernard’ın tehlikeli yaşamı ile Leigh-Cheri’nin ayrıcalıklı geçmişi, birbirlerini anlamalarını kolaylaştırmak yerine daha da karmaşıklaştırır.
Aylar boyunca okunabilen tek nesne hâline gelen Camel paketi, Prenses’in kâinatın sırlarını çözmeye çalıştığı bir simgeye dönüşür. Robbins, gündelik bir nesneyi tutku, anlam arayışı ve ayrılık duygusuyla ilişkilendirir. Aşkın gelişi kadar gidişini de hesaba katan anlatı, özgürlük ile bağlılık arasındaki çatışmayı mizahi ve coşkulu bir serüven içinde taşır. Leigh-Cheri’nin toplumsal sorumluluk arayışı ile Bernard’ın bireysel özgürlük tutkusu, ilişkinin geleceğini belirleyen iki karşıt yön olarak sürekli birbirini sınar.