
Her bunalım kişinin daha önce inandığı şeye inanmamasıyla başlar.

Richard Sennett, Otorite kitabında insanların otoriteye neden ihtiyaç duyduğunu ve aynı zamanda ondan neden korktuğunu araştırır. Otorite ilişkilerinden bütünüyle arındırılmış bir toplum tasarısının gerçekçi olup olmadığını sorar. Basitçe karşı çıkmanın, otoritenin olumsuzluklarından korunmaya yetmediğini; onu anlamayı da engelleyebildiğini göstererek reddetme ile bağımlılık arasındaki daha karmaşık alana yönelir.
İnceleme, otoriteyle kurulan özel ve kurumsallaşmış ilişkilerin tarihsel ve sosyopsikolojik bir panoramasını çizer. Anne baba ile çocuk arasındaki kişisel bağlar, işveren ile işçi ve devlet ile yurttaş arasındaki toplumsal ilişkilerle birlikte değerlendirilir. Otoriteyi tanımadan reddetmek, insanları farkında olmadıkları bağlara ve tekrar eden çıkmazlara sürükleyebilir. Bu çıkmazlar gündelik ve kurumsal davranışlarda yeniden üretilir.
Sennett, Hegel'in köle-efendi ilişkisi çözümlemesinden hareketle otoriteyi yalnız yabancı bir Öteki olarak görmeyi bırakmayı önerir. Amaç boyun eğmek değil, gücü görünür ve anlaşılır hâle getirerek onunla kurulan bağı değerlendirebilmektir. Kitap, otoritenin meşruiyeti kadar ona yönelen korku, beklenti ve direnci de inceler; özgürleşmenin kör inkârdan önce dikkatli bir tanıma süreci gerektirdiğini savunur.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

Her bunalım kişinin daha önce inandığı şeye inanmamasıyla başlar.

"Her bunalım kişinin daha önce inandığı şeye inanmamasıyla başlar."
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş