
Maskelerini kaybettiğinde toplumun sıradan ölçülerinin dışına çıkan Meczup, bu kopuşta hem özgürlük hem de güvenlik bulduğunu söyler. Halil Cibran'ın Meczup kitabında anlaşılmamak, insanı yalnızlaştırdığı kadar başkalarının yargısından da koruyan ikili bir hâl kazanır. Anlatıcı, kendisini alelade biri yapan bağlardan uzaklaştıkça adalet, erdem, bilgelik ve hakikat gibi kavramları yeniden düşünür. Çevresinin deli ya da öteki saydığı kişi, alışılmış kabulleri tersine çevirerek asıl bilgeliğin nerede bulunabileceğini sorgular.
1918'de yayımlanan eser, Cibran'ın İngilizce kaleme aldığı ilk kitabıdır. Kısa meseller, mistik bir sesle somut insan davranışlarını yan yana getirir; gerçek dünya ile duygusal dünya arasında sürekli geçiş kurar. Doğu'dan gelen düşünce mirası ile Batı'daki yaşam deneyimi, anlatının karşıtlıklarını besler. Her parça kesin bir öğreti vermek yerine okurun yerleşik değerleri başka açıdan görmesini sağlar. Meczup, özgürlüğün bedelini, toplumla birey arasındaki mesafeyi ve insanın kendi hakikatine ulaşma çabasını kısa, simgesel anlatılarla araştıran felsefi bir meseller toplamıdır. Anlatıcının aykırı sesi, normal sayılan davranışların ardındaki korku ve bağımlılıkları sınamaya yarar.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“Özgürlüğü ve huzuru buldum meczupluğumda; yalnızlığın özgürlüğünü ve anlaşılmamış olmanın huzurunu. Çünkü bizi anlayanlar içimizdeki bir şeye de egemen olurlar.”
“Dostum, ben göründüğüm gibi değilim. Görüntüm ise, üzerimde taşıdığım, beni senin merakından ve seni benim ihmalimden koruyan, özenle örülmüş bir giysiden başka bir şey değildir.”
“Hakikat'i, Güzellik'i ve Erdem'i seviyorsun; ben de, seni hoşnut etmek için, onları sevmek uygun düşer diyorum. Ama senin sevdiğin bu şeylere gülüyorum içimden. Ancak yine de benim güldüğümü görmeni istemem. Ben yalnız…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş