
Eğer güzel düşüncelerin varsa, yüzünde güneş ışın gibi parlar ve her zaman güzel görünürsün

Genç Mathilda, ölüm döşeğinde dostu Woodville'e hayatı boyunca taşıdığı sessizliğin ve yalnızlığın nedenlerini anlatmaya karar verir. Mary Shelley'nin Mathilda novellası, birinci tekil şahısla yazılmış bu itirafın içinden aile sevgisinin yıkıcı bir sınıra ulaşmasını konu edinir. Anlatıcı, çocukluğundan başlayarak annesinin kaybını, babasından uzak büyümesini ve yeniden kurulan yakınlığın giderek karanlıklaşmasını hatırlar.
Babasının kızına duyduğu yasak duyguyu açıklaması, Mathilda'nın güven duygusunu ve dünyayla bağını parçalar. Woodville'le kurduğu dostluk ise onun acısını paylaşma ve yeniden hayata yaklaşma ihtimalini taşır. Shelley, ensest, yas ve ölüm düşüncelerini sansasyon amacıyla kullanmaz; aile içindeki sevginin sahiplenme ve suçlulukla bozulmasını Romantik dönemin yoğun iç dünya anlatımıyla inceler.
Mathilda, Mary Shelley'nin 1819-1820 yıllarında kaleme aldığı ve ölümünden sonra yayımlanan uzun kurmacasıdır. Çerçeve mektup ile anı anlatısını birleştiren yapı, olaylardan çok Mathilda'nın duygusal çözülüşüne ağırlık verir. Geçmişi yazma eylemi, karakter için hem açıklama hem de kendisiyle son bir yüzleşme biçimine dönüşür. Eser, kayıp deneyiminin insanı nasıl içe kapattığını ve söze dökülemeyen bir sırrın benlik üzerindeki ağırlığını araştıran karanlık bir psikolojik anlatıdır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Eğer güzel düşüncelerin varsa, yüzünde güneş ışın gibi parlar ve her zaman güzel görünürsün
“Evet hissettiğim çaresizlikti; o hayalet ilk defa yakaladı beni, ilk ve bir tek defa; çünkü o andan sonra bir daha beni terk etmedi.”
“Sana verdiğim kaçınılmaz rahatsızlıktan dolayı beni affet”
“hayata dair hiçbir ses ulaşamıyor bana...”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş