
Bir psikiyatri kliniğinin kapısından yüzünü tülle örten kırmızı pelerinli bir genç kadının girmesiyle başlayan Kırmızı Pelerin, Gülseren Budayıcıoğlu’nun çocukluk deneyimleri ile yetişkinlikte kurulan savunmalar arasındaki bağı izlediği romandır. Hastanın sıra dışı görünümü yalnız dikkat çekme isteği değildir; geçmişten taşınan korkuların, utancın ve görünür olma kaygısının işaretine dönüşür. Terapide anlatılanlar ilerledikçe aile ilişkileri, ihmal ve incinme biçimleri bugünkü davranışlarla yan yana gelir. Psikiyatristin gözlemleri, hızlı bir teşhis koymaktan çok bu katmanların anlamını çözmeye yönelir.
Budayıcıoğlu, mesleki deneyimden beslenen anlatımını kurmaca bir yapı içinde kullanırken seansların güven ve direnç arasında ilerleyen ritmini korur. Okur hastanın geçmişiyle birlikte, anlatmanın neden bazen susmaktan daha korkutucu olduğunu da görür. Klinik bakış, geçmişteki deneyimleri bugünkü belirtilerle ilişkilendirirken karakteri tanısına indirgeyen kestirme yoldan kaçınır. İyileşme, tek bir açıklamayla tamamlanan mucize gibi sunulmaz; kişinin yaşadıklarını yeni bir anlam düzenine yerleştirebilmesiyle ilişkilendirilir. Pelerinin etkisi de sonunda gizleyen bir kabuk olmaktan çıkar, incinmiş benliğin kendini koruma çabasını taşıyan güçlü bir simgeye dönüşür.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“Kirmizi Pelerin Gülseren Budayıcıoğlu”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş