
Keder işte böyle bir şey. O kadar yoğun ki, o gelince diğerleri kaçacak delik arıyor.

Nalan, dışarıdan bakıldığında ayrıcalıklı ve korunaklı bir hayatın içinde büyümüş genç bir kadındır. Camdaki Kız'da Gülseren Budayıcıoğlu, onun yaşadığı aşkı çocukluktan taşınan yaraların yetişkinlikte kurulan ilişkileri nasıl biçimlendirdiği sorusuyla birlikte ele alır. Nalan'ın yolu farklı bir çevreden gelen bir gençle kesiştiğinde, iki kişinin yakınlaşması aile geçmişlerinin, korkuların ve öğrenilmiş davranışların ağırlığı altında sınanır.
Romanın merkezinde, insanın kendisine acı veren ilişki kalıplarını neden yeniden seçtiği bulunur. Sevgi ihtiyacı, terk edilme korkusu ve aldatılmanın yarattığı sarsıntı, Nalan'ın kararlarını yalnız bugünün koşullarına bağlı olmaktan çıkarır. Lüksün sağladığı görünür rahatlık, duygusal güvence anlamına gelmez; ev içindeki deneyimler karakterin kendisini ve başkalarını algılama biçimini belirler. Bu aşk hikâyesi, geçmişle yüzleşmenin ve kişinin kendi kaderi üzerindeki payını sorgulamasının alanına dönüşür.
Gülseren Budayıcıoğlu, Camdaki Kız'ı gerçek bir yaşam öyküsünden hareketle kurar ve psikolojik gözlemi anlatının temel aracı yapar. Kitap, ilişki dramını çocukluk travması, aile bağları ve iyileşme ihtimaliyle birleştirir. Okur, Nalan'ın hayatını izlerken dışarıdan kusursuz görünen bir yaşamın ardındaki yalnızlığı ve mutluluğa giden yolun neden her zaman tanıdık seçimlerden geçmediğini görür.
Bookspace topluluğundan 10 gönderi

Keder işte böyle bir şey. O kadar yoğun ki, o gelince diğerleri kaçacak delik arıyor.

Benim odamda bir çocuğun isteyebileceği her şeyin fazlası vardı. En güzel yataklar, dantel örtüler, çeşit çeşit lambalar, oyuncaklar, kitaplar, kalemler, boyama defterleri, oyuncağın hee türlüsü... Bir tek ne yoktu biliyor musunuz? Sevgi...

Sevgi, bütün dertlere şifadır.

Sevilmeden, adam yerine konmadan büyürsen, kendini sevmek kolay mı?
“Gözleriniz ne güzelmiş sizin ama çok hüzünlü bakıyorlar…”

Nasihat, nasihat edeni rahatlatır, karşı tarafı ise daha da kızdırır.

gerçek hastalar değil onların hasta ettileri bana gelir ne muhteşem bir söz....

küçükken çekilen acıların ateşi kolay sönmüyor, kolay unutulmuyor ve izlerini hayatımız boyunca üstümüzde taşıyoruz.

hastalığın sevgisizlikten, şifanın ise her zaman sevgiden şefkatten geldiğini çok daha iyi biliyorum. Kader yolumuz bizi her zaman başarıya ve mutluluğa götürmüyor . Ancak o yolun bizi nereye götürdüğünü bilmekse, bize düşüyor..

Bazen öyle bir şey oluyor ki, bütün doğrularınızın, bütün yanlışlarınızın bir anlamı kalmıyor. Sadece kalbinizin sesini duyuyorsunuz."
“Benim resimlerim artık karanlık değil. Aydınlandım ben." ~Nalan”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş