
Emin değilim, sadece bekliyorum. Sur üflenene ya da kalbim durana kadar bu halde kalacağız sanki.

Aykut Ertuğrul'un Keyfekader Kahvesi adlı öykü kitabı, gündelik gerçekliği masal, rüya ve metinlerarası oyunlarla buluşturur. Öyküler özenle tek bir olay örgüsünü sürdürmez; ölüm, ayrılık, kader, kahramanlık ve deliliğin sınırı gibi temaları farklı anlatıcılar ve kurmaca düzenekler içinde yoklar. Tanıdık bir mekân ya da sıradan bir durum, kısa sürede tekinsiz ve çok katmanlı bir alana dönüşebilir.
Ertuğrul, modern öykünün biçim arayışlarını geleneksel anlatı kaynaklarıyla karşılaştırır. Aynalar, labirentler, eski metinlere açılan göndermeler ve anlatının kendi kuruluşunu görünür kılan hamleler, okurun yalnızca ne anlatıldığına değil, hikâyenin nasıl kurulduğuna da dikkat etmesini ister. Mizah ile hüzün, fantastik olanla toplumsal kırılma aynı metinde yan yana durabilir. Biçim değişse de anlatının duygusal çekirdeği dikkatle korunur.
Toplamın ayırt edici yanı, çeşitliliğini rastgele bir toplam gibi sunmamasıdır. Değişen biçimlerin altında insanın yazgıyla pazarlığı ve geçmiş anlatılarla kurduğu bağ yeniden belirir. Bu toplam, öykü sanatını hem bir hatırlama biçimi hem de gerçekliğin alışılmış düzenini bozan zihinsel bir oyun olarak değerlendirir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Emin değilim, sadece bekliyorum. Sur üflenene ya da kalbim durana kadar bu halde kalacağız sanki.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş