
"Görünen şey hiçbir zaman söylenen şeyin içine sığmaz."

Bilginin hangi tarihsel koşullarda düzenlendiğini araştıran Michel Foucault'nun Kelimeler ve şeyler insan bilimlerinin bir arkeolojisi kitabı, düşünce tarihini doğrusal bir ilerleme öyküsü olarak ele almaz. Foucault, Rönesans'tan klasik çağa ve modern döneme uzanan kırılmaları incelerken her çağın şeyleri adlandırma, sınıflandırma ve ilişkilendirme biçimini belirleyen temel düzenlere odaklanır. Dil, doğal tarih ve zenginlik çözümlemesinin zamanla filoloji, biyoloji ve ekonomi alanlarına dönüşmesi, bilginin nesneleri kadar bilgi üreten öznenin de tarihsel olduğunu gösterir. “İnsan”ın modern bilginin merkezinde belirmesi bu uzun dönüşümün sonucu olarak ele alınır. Böylece kitap, bugün doğal görünen kategorilerin başka dönemlerde aynı biçimde var olmadığını ortaya koyar.
Michel Foucault'nun arkeoloji yöntemi, düşüncelerin gizli başlangıcını bulmaya değil, belirli bir dönemde bazı ifadeleri mümkün ve kabul edilebilir kılan söylem koşullarını betimlemeye yönelir. Bu yaklaşım kesintileri, eşzamanlı düzenleri ve farklı bilgi alanları arasındaki ilişkileri belirginleştirir. Tarihsel değişimi tek bir nedene ya da kesintisiz gelişmeye indirgemek yerine, farklı dönüşüm dizilerinin nasıl kesiştiğini inceler. Kitap, insan bilimlerinin doğal ve değişmez temellere dayanmadığını; kendi tarihsel epistemeleri içinde biçimlendiğini savunur. Çalışmanın düşünsel ağırlığı, özneyi bilginin mutlak kaynağı saymak yerine onun da değişebilir bir tarihsel düzen içinde kurulduğunu göstermesinde toplanır.
Bookspace topluluğundan 7 gönderi

"Görünen şey hiçbir zaman söylenen şeyin içine sığmaz."

"Düşünce nihayet mümkün olduğu bir mekânın açılan kıvrımından ne daha fazla ne de daha az bir şeydir."

"İnsan, tıpkı deniz kıyısında kuma çizilmiş bir figür gibi silinip gidecektir."

"Bizler, kendi düşüncelerimizin efendisi değil, içine doğduğumuz bilgi rejiminin kiracılarıyız."

"... insan; insani bilgiye sorulmuş olan ne en eski ne de en sabit problemdir.."

"Bilgi, bir kerede ebediyete kadar geçerli olmak üzere ne bulunur. ne de verilidir. Bilgi doğru veya yanlış olmak zorunda değildir. Bilgi bir episteme'nin(doksa(kanaat), sanı, bilgi), çerçevesi içinde belirir."

"Bir halkın dili, onun kelime haznesini verir ve bu kelime haznesi, bu halkın bütün bilgilerinin oldukça sadık bir kitabıdır: bir tek, bir ulusun çeşitli zamanlardaki kelime haznesinin karşılaştırılmasıyla, onun gelişmeleri hakkında fikir edinilebilir. [...] Bunun sonucu olarak, dillerden hareketle bir özgürlük ve kölelik tarihi yapma veya metinlerin bizatihi kelimelerden daha kötü tanıklık ettikleri, her cinsten kanaatlerin, önyargıların, batıl itikatların, inançların bir tarihin yapma olanağı ortaya çıkmaktadır."
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş