
Bizler ironik bir biçimde kendi yaratıcılığımıza pranga vuran biçimleri yaratan varlıklarız.

Michel Foucault, Kendini Bilmek’te insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin ne anlama geldiğini araştırır. Bedene, giysilere, araçlara veya mülklere bakmak kendiliği bütünüyle tanımaya yetmez; çünkü bunları kullanan ve onlara anlam veren bir ilke daha vardır. Foucault bu ayrımı ruhla ilişkilendirir ve kendine eğilmenin temelini kişinin kendi ruhu konusunda kaygı duymasında bulur.
Kendini tanıma, aynaya bakar gibi yalnızca dış görünüşü incelemek değildir. Ruhun kendi benzerine ve yansımasına yönelmesi gerekir. Bu düşünce, Antikçağ’daki epimeleia heautou, yani kendine özen gösterme kavramı üzerinden ele alınır. Platon’un Alkibiades’i, kavramın ilk biçimlerini izlemek için önemli bir durak oluşturur; okuma ve yazma da kendiliğin oluşmasına katılan uygulamalar olarak değerlendirilir.
Kitabın arkasında Foucault’nun 1982 sonbaharında Vermont Üniversitesi’nde verdiği Kendini Biçimlendirme Teknikleri semineri bulunur. Filozof, ölümünden kısa süre önce kendilik üzerine farklı makaleleri bir araya getirecek yeni bir çalışma tasarlamış, fakat bunu tamamlayamamıştır. Bu cilt seminerin kısmen kayda geçirilmiş hâliyle söz konusu düşünsel projenin izlerini taşır. Bu yaklaşımda kendini bilme, değişmez bir iç özü keşfetmekten çok insanın kendisi üzerinde düşünerek ve belirli pratikler uygulayarak kurduğu tarihsel bir ilişki olarak belirir.
Bookspace topluluğundan 3 gönderi

Bizler ironik bir biçimde kendi yaratıcılığımıza pranga vuran biçimleri yaratan varlıklarız.

Hepimiz yaşayan ve düşünen özneleriz.

Vicdan, benliğin sarrafıdır.
“Modern hayat, her gün bir kıyamettir(foucault)”
“Vicdan, benliğin sarrafıdır.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş