
En çokta üç şey yorar insanı: Affetmek, içi yanarken susmak ve olmayacağını bildiğin halde hayal kurmak...

Cannes Film Festivali’nin ışıltılı ortamında Rus milyoner Igor, eski hayatına yeniden kavuşma arzusuyla hareket eder. Aynı günlerde moda dünyasının güçlü ismi Hamid, başrol fırsatı arayan Gabriela, kariyerinin eşiğindeki Jasmine ve önemli bir vakayı çözmek isteyen dedektif Savoy aynı gösteri alanında yolları kesişen kişiler arasındadır. Festivalin kusursuz görünen yüzü, kişisel tutkuların ve kırılganlıkların saklandığı bir sahneye dönüşür.
Paulo Coelho, Kazanan Yalnızdır romanında bu çevreyi para, güç ve ünün belirlediği bir üst sınıf üzerinden inceler. Zirveye ulaşmış kişiler konumlarını kaybetmekten korkarken henüz dışarıda kalanlar içeri girebilmek için ağır bedelleri göze alır. Sinema ve moda dünyasının ürettiği hayaller, insanların kendi istekleriyle başkalarının onlara biçtiği roller arasındaki sınırı bulanıklaştırır. Ayrı hedeflerle festivale gelen kişiler, aynı ayrıcalık düzeninin vaatleri ve baskıları altında buluşur.
Başarı arzusu, insanın iç sesini nasıl bastırabildiği sorusunu farklı karakterlerin hedefleri üzerinden açar. Gösterişli buluşmaların ve rekabetin ardında sevgi, korku, kayıp ve kendini gerçekleştirme ihtiyacı vardır. Coelho, herkesin kazanmak istediği bu dünyada gerçek zaferin ne olduğu ve insanın kendi hayalini başkalarının beklentilerinden ayırıp ayıramayacağı sorularını öne çıkarır.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

En çokta üç şey yorar insanı: Affetmek, içi yanarken susmak ve olmayacağını bildiğin halde hayal kurmak...

Anlamıyorlar. "Moda", aslında, " Ben sizin dünyanızdanım. Sizin ordunuzla aynı uniformayı giyiyorum, onun için beni vurmayın." demenin bir biçimidir
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş