
Modern zamanların en büyük yalanı, "benim kalbim temiz" cümlesidir...

Yazıdan ve tekerlekten önce var olan kalp, İskender Pala'nın anlatısında insan bedeninin çalışan organı ile manevi hayatın merkezi arasında düşünülür. Kasılıp gevşeyen bu yapı, sevgi, aşk, vefa, iyilik ve şükür gibi değerlerin taşıyıcısıdır. Kalp adı, bir şeyi bir yönden ötekine çevirme anlamıyla da ilişkilendirilir; insanın değişken ruh halleri bu dönüşüm fikrine bağlanır.
Âdem'in arzusunun peşinden gitmesi, kalbin insanı yeryüzündeki pişmanlık, tövbe ve umut deneyimlerine açmasının başlangıcı olarak yorumlanır. Aşk ile nefret, iyilik ile kötülük, saadet ile keder ve iman ile inkâr aynı iç mekânda karşı karşıya gelir. Kalp bazen gören göz veya işiten kulak gibi davranır; her ritmik hareketi insanı başka bir hale taşır.
Pala bedensel ritmi soyut bir sembolden ayırmaz. “Bud-dub” sesi, yaşamın sürekliliğini hatırlatırken kararsızlık, arınma, kirlenme, aydınlık ve karanlık arasında değişen insanı da temsil eder. Bu yaklaşım kalbi kusursuz erdemlerin sabit deposu saymaz; iyi ve kötü ihtimallerin sürekli dönüştüğü canlı bir alan olarak ele alır. Kalp, biyolojik işleyiş ile kültürel ve manevi anlamların nasıl aynı kelimede birleştiğini araştıran geniş bir kavram portresi sunar.
Bookspace topluluğundan 4 gönderi

Modern zamanların en büyük yalanı, "benim kalbim temiz" cümlesidir...

"Yılın en uzun gecesinin hangi gece olduğunu müneccimler ile takvim düzenleyiciler değil, ancak gama müptela olmuş aşıklar bilir.."

Kalp fiziki olarak bir et parçası,lakin derece derece kırılıyor ve bu kırıklardan kademe kademe acı fışkırıyor...

Basit bir anlatımla insan küçük bir evrendir, evren de büyük bir insan...
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş