
yoksulum ;kimsesiz, ufak tefek, gösterişsizim diye duygusuz, ruhsuz muyum sanıyorsunuz?

Akrabalarının yanında sevgisiz büyüyen yetim Jane, Lowood okulunun katı koşullarından geçerek kendi emeğiyle bağımsız bir hayat kurmaya yönelir. Charlotte Brontë, Jane Eyre'de kahramanının çocukluktan yetişkinliğe uzanan gelişimini ahlaki irade ve özsaygı çevresinde anlatır. Thornfield malikânesinde genç bir kıza mürebbiye olduğunda evin sahibi Bay Rochester'la tanışır; aralarındaki zihinsel yakınlık zamanla güçlü bir duyguya dönüşür.
Thornfield'ın kapalı odaları ve açıklanamayan olayları, bu ilişkinin üzerinde sürekli bir huzursuzluk yaratır. Jane, Rochester'ın geçmişine ait korkunç sırrı öğrendiğinde sevgi ile kendi ilkeleri arasında seçim yapmak zorunda kalır. Toplumsal konum ve servet farkı onun sesini değersizleştirmez; aksine eşit görülme talebini daha belirgin kılar. Uzaklaşmak, Jane için duygudan kaçmak değil, benliğini ve ahlaki bağımsızlığını koruma çabasıdır.
Jane Eyre, romantik anlatıyı gotik atmosfer ve büyüme romanıyla birleştirir. Brontë, tutkunun yanında ekonomik bağımsızlığı, vicdanı ve kadınların kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olma hakkını merkeze alır. Jane'in doğrudan anlatımı, okuru olayların akışına ve kararlarının düşünsel, duygusal bedeline aynı yakınlıkla taşır.
Bookspace topluluğundan 10 gönderi

yoksulum ;kimsesiz, ufak tefek, gösterişsizim diye duygusuz, ruhsuz muyum sanıyorsunuz?

İnsanlar zalim ve adaletsiz kişilere karşı hep nazik ve itaatkâr olursa kötüler bunu kullanır, hiçbir şeyden çekinmezler ve bu yüzden de değişmek bir tarafa, gittikçe daha kötüleşirler.

“Hadi, hadi Jane, ağlamasana!” dedi. Ateşe, “Yanmasana!” demekle birdi bu.

İnsanın elinden geleni yapmasının her zaman işe yaramaması çok acı.

"Kadınlar yemek pişirip çorap örmekle, piyano çalıp nakış işlemekle yetinsin," demeleri dar kafalılıktır! Bir kadın, geleneklerin kendisi için yeterli saydığı şeylerden daha fazlasını yapmak, öğrenmek isterse onu kınamak, alaya almak düşüncesizliktir

Bütün dünya senden nefret etse ve hepsi yalancı olduğuna inansa bile eğer senin vicdanın rahatsa başını dik tutmalısın..

Hasta yatağında yatmak ve ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olmak ne kadar üzücü. Bu dünya öyle güzel ki... Buradan kopup bilinmeyen bir yere gitmek zorunda olmak çok acı verici.

Üşüyorsun; çünkü yalnızsın, içinde gömülü duran ateşi hiçbir insanın yakınlığı alevlendirmiyor. Hastasın; çünkü duyguların en güzeli, insanoğluna bağışlanan en tatlı, en yüce duygu senden uzak duruyor. Aptalsın; çünkü onca acı çekerken gene de mutluluğu yanına çağırmaktan kaçınıyorsun; onun seni beklediği yere doğru bir adım atmaya bile yanaşmıyorsun.

bu kitabı okurken çok çelişkiye düştüm çünkü aralarında yaş farkı olmasına rağmen Jane Eyre'ye aşık olan bir adamın terk edilişi ve daha sonra Jane Eyre'nin o kişiyi düşünmesi biraz düşündürücüydü hem seni seven adamı terk edip hem de sonra onu düşünmesi akıllarda madem onu düşünüyorsun neden bıraktın sorusunu akla getiriyor

sad story for jane :/
“Hasta yatağında yatmak ve ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olmak ne kadar üzücü. Bu dünya öyle güzel ki... Buradan kopup bilinmeyen bir yere gitmek zorunda olmak çok acı verici.”
“İnsanlar zalim ve adaletsiz kişilere karşı hep nazik ve itaatkâr olursa kötüler bunu kullanır, hiçbir şeyden çekinmezler ve bu yüzden de değişmek bir tarafa, gittikçe daha kötüleşirler.”
“you, with your gravity, considerateness, and caution were made to be the recipient of secrets.”
“Nijerya kökenliyim vabam Nijerya türkiye büyükelçiliğinde çalıştı emekli oldu aydına yerleşti. türkiyede doğdum amerika ve istanbul da dönüşümlü yasıyorum kitap okumayı çok seviyorum böyle yani🥰”
“Hadi, hadi Jane, ağlamasana!” dedi. Ateşe, “Yanmasana!” demekle birdi bu.”
“Akşama kadar batmayacağımı sandığın güneş daha öğle vakti tutulmuş. 🌅”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş