
Isaac Asimov, İşte Tanrılar romanında sınırsız enerji vaadini farklı evrenlerde yaşayan varlıkların ortak krizine dönüştürür. Yirmi ikinci yüzyıl Dünyası, paralel evrenle madde alışverişi yapan Elektron Pompası sayesinde ucuz ve bol enerjiye kavuşmuştur. Ancak dışlanmış bir bilim insanı, bu işlemin Güneş’i ve Dünya’yı yok edebilecek fiziksel bir dengesizlik yarattığını öne sürer. Bilim çevresinin çıkarları ve keşfin sahibine duyulan hayranlık, uyarının ciddiye alınmasını zorlaştırır.
Roman üç ayrı bölümde Dünya’yı, farklı fizik yasalarına sahip paralel evreni ve Ay toplumunu izler. Paralel evrendeki Odeen, Tritt ve Dua’nın üçlü yaşam biçimi, enerji alışverişinin öteki taraftaki bedelini açığa çıkarır. Ay’da yetişen sezgici Selene ise krizi başka bir bilimsel bakışla ele alır. Bu yapı, aynı teknolojiyi insan, yabancı ve Ay sakini gözlerinden değerlendirerek bilginin iktidarla ilişkisini genişletir. Her bölüm önceki bölümün kesin sandığı açıklamayı başka bir yaşam biçiminin deneyimiyle sınar; çözüm de tek bir kahramanın sezgisinden ziyade farklı bakışların birbirini düzeltmesiyle belirir. Bu karşılaştırma, bilimin siyasal sorumluluğunu da tartışmanın merkezinde tutar.
Asimov’un kurgusu, bilimsel ilerlemenin kendi başına etik bir güvence olmadığını gösterir. Enerji bolluğunun çekiciliği ile felaketi haber veren kanıt arasındaki gerilim, toplulukların rahatsız edici bilgiyi neden reddettiğine dair keskin bir düşünce deneyine dönüşür.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“Tarihte mutlu sonlar değil aşılacak kriz anları vardır.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş