Necîb Mahfûz’un Hırsız ve Köpekler romanında Said, en yakınlarının ihaneti sonucunda hapse düşmüş bir adamdır. Cezaevinden çıktığında özgürlüğünü yeni bir başlangıç için değil, kendisine yapılanların hesabını sormak için kullanmaya kararlıdır. İntikam arzusu, dışarıdaki dünyayla yeniden bağ kurmasını engeller ve her adımını eski düşmanlarına yöneltir.
Said hem peşinde polis köpekleri bulunan bir suçlu hem de inandığı siyasi fikirlerden uzaklaşan insanlar tarafından aldatılmış bir kurbandır. Kendisini adaleti sağlamakla görevli görür; düşmanlarını ne pahasına olursa olsun yok etmeyi amaçlar. Hapiste gösterdiği dayanıklılığı dışarıda kurnazlık ve hızla birleştirmesi gerektiğini düşünür. Ancak avcı olmak isterken giderek daha dar bir kuşatmanın içine çekilir.
Mahfûz, kişisel intikam öyküsünü 1952’de Mısır’da yaşanan devrimle ilgili hayal kırıklığının sembolik anlatımına dönüştürür. Said’in ihanete uğrama duygusu, siyasi ideallerin değişmesi ve onları savunanların başka yönlere sapmasıyla derinleşir. Roman, suçlu ile kurban, adalet ile öç arasındaki sınırı bulanıklaştırır. Hırsız ve Köpekler, bir adamın düşmanlarını ortadan kaldırma isteğinin kendi yalnızlığını ve çıkışsızlığını nasıl büyüttüğünü, polis takibi ile toplumsal düş kırıklığını aynı gerilim hattında birleştirerek anlatır.