"Çoğu zaman geceyi dinlenmenin mevsimi olarak düşünür ve anarsınız, oysa gerçekte gece aramanın ve bulmanın mevsimidir." "Güneş büyüyen her şeye ışığa özlemlerini öğretir fakat onları yıldızlara ulaştıran gecedir."

El Mustafa uzun yolculuğunun ardından doğduğu yere ve anne babasının hayattan göçtüğü bahçeye döner. Halil Cibran'ın Ermiş'in Bahçesi adlı eserinde halkı ve müritleri, yokluğunda özledikleri bilgeyi yeniden karşılar. Dönüş, yalnız fiziksel bir kavuşma değildir; El Mustafa'nın kökleriyle, geçmişiyle ve bilgeliğinin kaynağıyla yeniden bağ kurmasını sağlar. Çevresindekiler zaman, doğa, yalnızlık, yaşam ve ölüm üzerine sorular yönelttikçe bahçe düşünsel bir buluşma alanına dönüşür.
Metin, olay örgüsünden çok konuşmaların ve imgelerin taşıdığı ritimle ilerler. El Mustafa'nın cevapları kesin öğütler vermekten ziyade insanın kendisini daha geniş bir yaşam düzeni içinde görmesine imkân tanır. Ölüm düşüncesi yasla sınırlanmaz; özgürlük, dönüşüm ve hayatı kavrama çabasıyla birlikte ele alınır. Doğa, insan ruhunun karşısında duran bir dekor değil, onunla konuşan ve değişimini yansıtan bir varlıktır. Ermiş'in Bahçesi, Cibran'ın şiirsel düzyazısıyla bilgelik, aidiyet ve içsel dönüş üzerine kurduğu sakin, simgesel bir devam kitabıdır. Müritlerin soruları, bireysel kaygıları ortak bir bilgelik arayışında buluşturur ve bahçenin sessizliğine düşünsel bir derinlik kazandırır.
Bookspace topluluğundan 3 gönderi
"Çoğu zaman geceyi dinlenmenin mevsimi olarak düşünür ve anarsınız, oysa gerçekte gece aramanın ve bulmanın mevsimidir." "Güneş büyüyen her şeye ışığa özlemlerini öğretir fakat onları yıldızlara ulaştıran gecedir."

"O, derin üzüntümüzü besleyen içimizdeki duyulmayandır. Hatta aynı zamanda ruhumuzu biçim vermek için oyup, kaderimizi şekillendiren de o duyulmayandır."

"Ve biz hayatı boş ve faydasız adederiz, ama sadece ruhumuz viran yerlerde dolaşırken ve kalp kendini aşırı bilmekle sarhoşken."
“Biz hayat ağacında yeşil yapraklarız ve hayat aklın ötesinde ve tabii ki budalalığın da ötesinde.”
“Devlet adamı tilki, filozofu hokkabaz olan, sanatı yama ve taklitten başka bir şey olmayan millete merhamet edin. Yeni hükümdarını trompet sesleriyle karşılayıp ve bir başka hükümdarı yine trompet sesleriyle karşılamak…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş