
Bir aşk yeniden başladığında geçmişin kuruntuları ve uykusuz geceleri gerçekten susar mı? Dünyanın Uğultusu, önce kalbin ritmini duyuran bu yakınlığı, çok geçmeden biriken soruların içine bırakır. Sevgi, kuşku ve arzu aynı anda belirirken iki insanın birbirini anlamaya çalışması çevredeki huzursuzluktan ayrı kalamaz.
Behçet Çelik'in romanında acı, kişisel bir ayrıcalık değildir. Anne, abla, kardeş ya da trafikte kornaya basan yabancı aynı büyük acının farklı parçalarını taşır. Asıl ayrım, acının miktarında değil, onun nasıl yaşandığında ve başkalarına yöneltilip yöneltilmediğinde ortaya çıkar.
Bu iç hesaplaşmanın çevresinde büyük ve küçük krizler gündelik zamanın akrep ile yelkovanı arasına sıkışır. Savaşlar, toplumsal gerilimler ve insanların kendilerine buldukları meşguliyetler, aşk hikâyesinin arka planında sürekli bir uğultu üretir.
Romanın hareketi yüksek sesli olaylardan çok ruh hâli değişimlerine, sorulara ve ortak kırılganlığın fark edilmesine dayanır. Behçet Çelik, tuhaf zamanlarda yakınlık kurmanın imkânını sınarken bireysel huzursuzluğu toplumun daha geniş sancısıyla ilişkilendirir. Psikolojik yoğunluğu ve sosyal atmosferi birlikte izleyen okur, kalbin sesinin dış dünyanın gürültüsüyle yarıştığı bir anlatıya girer.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş