
“Tüm yollar eninde sonunda aynı yere varır sevgili Gladys." "Neresiymiş orası? " "Hayal kırıklığı."

Dorian Gray'in Portresi, güzelliğin bir ayrıcalık kadar ağır bir yük de olabileceği bir dünyaya açılır. Oscar Wilde, genç Dorian'ın portresini yapan ressamın hayranlığıyla başlayan anlatıyı, görünüş ile ruh arasındaki huzursuz ayrım üzerine kurar. Dorian'ın kendisi yerine portresinin yaşlanmasını dilemesi, arzunun gerçekleştiği anda ahlaki bir sınava dönüşür.
Romanın yayımlandığı dönemde tepki ve sansürle karşılaşması, ele aldığı çatışmanın çağdaşları için ne kadar kışkırtıcı olduğunu gösterir. Kusursuz görünme isteği, kişinin davranışlarının sonuçlarından kaçabileceği yanılsamasıyla birleşir; portre ise dışarıdan saklanan değişimin sessiz tanığı olur. Wilde, güzellik ve hayranlık dilini karanlık bir iç hesaplaşmayla yan yana getirerek estetik zevkin ahlaki sorumluluğu ortadan kaldırıp kaldıramayacağını sorgular.
Bu nedenle Dorian Gray'in Portresi yalnızca olağanüstü bir nesne çevresinde gelişen gotik bir hikâye değildir. Okur, Dorian'ın yüzündeki değişmez gençlik ile görünmeyen ruhsal dönüşüm arasındaki mesafeyi izlerken, toplumun görüntülere verdiği değeri de düşünür. Oscar Wilde'ın zarafetle tedirginliği buluşturan romanı, bir dileğin bedelini açıklamaktan çok, insanın kendinden ne kadar süre saklanabileceği sorusunu canlı tutar.
Bookspace topluluğundan 62 gönderi

“Tüm yollar eninde sonunda aynı yere varır sevgili Gladys." "Neresiymiş orası? " "Hayal kırıklığı."

Üzerimizde en amansızca hâkimiyet kuran arzular, kaynağı konusunda kendimizi kandırdıklarımızdır. En zayıf güdülerimiz doğasını en iyi bildiklerimizdir.

“Zeki bir Fransız’ın dediği gibi, kadınlar bizde şaheserler yaratma arzusu uyandırıp sonra da o şaheserleri yaratmamıza engel olurlar. “

“İnsanın kendi kendini suçlamasının keyif veren bir yanı vardır. Kendi kendimizi suçladığımız zaman başka birinin bizi suçlamaya hakkı kalmadığını düşünürüz. İnsanın ruhunu suçluluk duygusundan arındıran şey itiraf etme eyleminin kendisidir; günah çıkartan rahip değil. “

“Her gün yeni bir yüz takıyoruz, ama içimizdeki yüz gittikçe çürüyor.”

“ Her mükemmel varlığın ardında da mutlaka bir trajedi vardı. Sanki en sıradan çiçeğin açması için bile dünyanın şiddetli doğum sancıları çekmesi gerekiyordu… “

“Şu dünyada acı çekmek dışında her şeyi anlayışla karşılayabilirim.” dedi. Acı çekmeyi anlayabilmem mümkün değil. Acı çekmek kötüdür, çirkindir, karanlıktır. Çağımızın acıya duyduğu sempati de hastalıklı bir şey var. İnsan yaşamının renklerine, güzelliğine coşkusuna sempati duymalı. Hayata dair yaralardan ne kadar az bahsedersek, o kadar iyi. “

Bir insan, kendisini olduğu gibi kabul etmezse, başkalarını etkilemek için sürekli bir maskenin ardına saklanır.

Cennet de cehennem de içimizde Basil.

“Gülmek bir arkadaşlık için hiç de kötü bir başlangıç değildir; bir arkadaşlığı sona erdirmeninse en iyi yoludur.”

"Şu yaşananları bir kitapta okusaydım oturur ağlardım."

Bütün yollar aynı noktada son bulur, sevgili Gladys." "Nedir o?" "Hayal kırıklığı."

“Boğmaya çalıştığımız her dürtü zihnimizde kuluçkaya yatıp bizi zehirliyor.”

simdilerde yanik bir yurel sayisiz baskilar yapabiliyor

“Bilmek her şeyin sonu olur. Çekici olan bilememektir. Sis her şeye harika bir güzellik katar.”

1sa "Bilmek her şeyin sonu olur. Insana cazip gelen, bilmemektir. Pus, her şeye muhteşem bir güzellik katar." "Kimine yolunu da şaşırtabilir." "Tüm yolların sonu aynı noktaya çıkar, sevgili Gladys." "O nedir?". "Hayal kırıklığı."
"Sahip olunan her türlü fiziksel ve zihinsel ayrıcalığın felâkete sürükleyen bir yanı vardır; devrik kralların sendeleyen adımlarında izini sürebileceğimiz bir felâket. Diğerlerinden farklı olmamak daha iyidir. Çirkinler ve aptallar bu dünyada her şeyin en güzeline sahiptirler."

Kendi kişiliğim, sırtıma binen bir yük haline geldi. İyice içime kapandım. Kaçmak, uzaklaşmak, unutmak istiyorum.

“Bütün yolların sonu aynı noktaya çıkar, biricik Gladys.” “Ya o nedir?” “Hayal kırıklığı.”

Çirkinler ve aptallar bu dünyada her şeyin en güzeline sahiptir. “

"Sığ hüzünler, sığ aşklar uzun ömürlüdür. Büyük aşklar, büyük üzüntülerse kendi büyüklüklerinin kurbanı olurlar."

Bunu günlüğüme yazacağım. Neyi? Ateşten yananın ateşe doymadığını!

Bunu gece günlüğüme yazacağım. Neyi? Ateşten yananın ateşe doymadığını.

Eğer mağara insanları gülmeyi bilselerdi, dünyanın tarihî farklı olurdu.
“Bu gece anı defterime yazayım" "Neyi?" "Ateşten yanan bir çocuğun ateşi sevdiğini" "Ben kavrulmadım bile. Kanatlarım olduğu gibi duruyor.”
“İnsanoğlu kendini fazla ciddiye alıyor. İnsanlık tarihinde işlenen ilk günah budur. Mağara insanı gülmeyi bilseydi, tarih çok daha farklı gelişirdi.”
“Gerçeklerin dünyasında kötülerin cezalandırılıp iyilerin ödüllendirildiği falan yoktu. Başarı güçlüye veriliyor, yenilgi zayıfın eline tutuşturuluyordu Oscar Wilde Dorian Gray'in Potresi”
“Yaptığına hayran kalmadığı sürece insanın; işe yarar bir şey yapması bağışlanabilir; işe yaramaz bir şey yapmanın tek özrüyse ona derinden hayran olmaktır. Sanat tümden kullanım dışıdır.”
“Bütün yolların sonu aynı noktaya çıkar, biricik Gladys." "Ya o nedir?" "Hayal kırıklığı.”
“Bunu gece günlüğüme yazacağım." "Neyi?" "Ateşten yananın ateşe doymadığını.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş