
“İnsan ruhunu yitirdikten sonra dünyalar onun olsa neye yarar…”

Keşke tersi olabilseydi! Keşke her zaman genç kalacak olan ben olsaydım da portrem yaşlansaydı! Bunun için... bunun için her şeyi verirdim!" Özellikle bir genç adamın büyümesini, eğitimini, gelişimini, kendini ve inançlarını keşfetmesini işleyen Dorian Gray'in Portresi için Oscar Wilde, 'bir ruhun hikayesi' demişti. 1891'de ilk basıldığında ahlaksızlığı yücelttiği gerekçesiyle büyük tepki çeken romanın baş kişileri olan Lord Henry ile Dorian'ın karşılıklı etkileşimleri, Dorian'ın kendini giderek kötüye, şeytani olana, hazcılığa adaması kitabın eksenini oluşturuyor. Son derece saf ve yakışıklı Dorian'daki değişim, Lord Henry'nin sözleriyle ve Dorian'ın kendi portresinde kendi güzelliğini keşfetmesiyle başlar. Lord Henry'nin etkisiyle kötülüğün ve zevkin çekimine kapılan, dünyada gençlik ve güzellikten önemli bir şey olmadığına inanan Dorian için heyecan, kötülükte ve günahtadır; iyilik ve erdemse sıkıcıdır, edilgendir. İyiliği temsil eden Basil'in Dorian'a duyduğu saf tutkuda eşcinsellik öğeleri açıkça hissedilir. Dorian'ın büyük sırrını, portredeki değişimi gören yalnızca Basil olur. Portreye odaklanan, sonsuz gençlik karşısında ruhunu satan ve ruhunun ölmüş olmasından korkan Dorian için kurtuluş var mıdır? Ve Oscar Wilde'ın dediği gibi, herkes Dorian Gray'da kendi günahını mı görecektir?
Bookspace topluluğundan 22 gönderi

“İnsan ruhunu yitirdikten sonra dünyalar onun olsa neye yarar…”

"Tüm yollar eninde sonunda aynı yere varır sevgili Gladys." "Neresiymiş orası?" "Hayal kırıklığı."

Dünyanın en büyük olayları insanın zihninde geçer derler. Dünyanın en büyük günahları da insan zihninde işlenir.

"Tüm yollar eninde sonunda aynı yere varır sevgili Gladys.” “Neresiymiş orası?” “Hayal kırıklığı.”

Dorian Gray’in Portresi'ni özel kılan şey,Dorian’ın kötülüğünün dış dünyada değil, yalnızca portrede görünür hâle gelmesiydi. En çok da insanın yaptığı şeylerle değil, yaptıklarının sonuçlarıyla yüzleşmekten kaçması fikri beni etkiledi. Wilde, güzelliği bir ödül gibi sunarken aynı zamanda onun insanı ne kadar körleştirebildiğini de hissettiriyor. Romanı bitirdiğimde ahlaki bir ders almış gibi değil, kendimle ilgili rahatsız edici bir soruyla baş başa kalmış gibi hissetmiştim.

-Tüm yollar eninde sonunda aynı yere varır sevgili Gladys. +Neresiymiş orası? -Hayal kırıklığı.

Bir baştan çıkarmadan kurtulmanın tek yolu, ona teslim olmaktır.

" Tüm yollar eninde sonunda aynı yere varır sevgili Gladys " " Neseriymiş orası ? " " Hayal kırıklığı. "

İnsan ruhunu yitirdikten sonra dünyalar onun olsa neye yarar...

Dünyadaki her muhteşem şeyin arkasında trajik bir olay vardır...

"Haz, doğanın onay işaretidir. Mutlu olduğumuzda her zaman iyiyizdir ama iyi olduğumuzda her zaman mutlu olmalıyız." "Güzelliği, onun için yalnızca bir maske olmuştu; gençliği ise alay konusu. Gençlik dediğin nedir ki? Olgunlaşmamış, ham bir çağ; sığ duyguların ve hastalıklı düşüncelerin zamanı." "Dünyanın ahlaksız dediği kitaplar, dünyaya kendi ayıbını gösteren kitaplardır."

İnsanların çoğu, kendileri olmaktan korktukları için başkaları gibi yaşarlar.”

Bir insan tüm dünyayı elde edip ruhunu yitirirse bundan ne çıkarı olur.

Dorian Gray'in Portresi 1/2 SPOILER İÇERİR Dorian Gray, tekamülün 1.kademesinin ilüzyonlarına doğuştan sahiptir. 21 yaşında yakışıklılığı insanları çarpan bir gençtir. Görkemli bir serveti miras olarak almıştır. Londra'da İngiliz en üst sınıfındandır. Moda başlatabilecek kadar incelmiş zevklere, eğitime ve etkiye sahiptir. Özetle Dorian, "1.kademenin para, güç, makam, ün, statü vs. ilizyonlarının" somutlaşmış halidir. Bir gün kendi iblisiyle tanışır. Lord Harry ona önce sahip olduğu imkanları hazza çevirmeyi öğretir. Hazlar uğruna erdemi, vicdanı, merhameti arkada bırakmayı. Yakıp yıkmayı hayatın doğal akışı olarak görmeyi. Başkalarının üzerindeki yıkıcı sonuçları umursamadan yeni hazlara yelken açmayı. Böylece başlangıçta ruhen bir meleği simgeleyen masum Dorian, zaman içinde bir canavara dönüşür. Ancak canavarların da ödedikleri kendi bedelleri var, gözle görülmeyen bedeller...

Dorian Gray'in Portresi 2/2 SPOILER İÇERİR Oscar Wilde burada, güzel bir sembolleştirme ile, Dorian'ın bedellerini portresi ile görselleştiriyor. Bir meleğin iç dünyasını yansıtan portrenin dudaklarında önce alaycı, küçümseyici bir kıvrılma beliriyor. Hikayenin sonunda ise yozlaşmış, çökmüş, çürümüş korkunç bir adamın iç dünyasıdır artık. Kitap tekamülün 1.kademesinin (zalim nefs) estetize edilmiş çok başarılı bir betimlemesi fakat bir o kadar da eksik. 2.kademe, negatif enerjiden uzaklaşma gayretinin getirdiği eleştirme, yargılama aşamasıdır (kınayan nefs). Negativiteden uzaklaşma başlar ama onun yerine gelecek pozitiviteye henüz ulaşılmamıştır, dolayısıyla bilinmez. Kitapta Dorian'a ve okura hiç bir alternatifin sunulmamış olması, yazarın 2.kademede olduğunu ve kitabın bu perspektiften yazıldığını ifade ediyor. Dostoyveski, Suç ve Ceza'da Raskolnikov ile 2.kademeyi (ve 3.kademeye geçiş başlangıcını), Budala'da ise 3.kademeyi betimlemiştir.

Bütün yollar aynı noktada son bulur, sevgili Gladys. Nedir o? Düş kırıklığı...

"Ben birisinden çok fazla hoşlandım mı onun adını kimseye söylemem. Onun kimliğinden bir parçayı başkasına teslim etmek gibi gelir bu bana."

Mutlu olduğumuz zamanlarda hep iyi bir insan oluruz da iyi insan olduğumuz zamanlarda ille de mutlu olmayabiliriz

Bu gece günceme yazacağım. "Neyi?" "Ateşten eli yanan çocuğun ateşi sevdiğini."

Çocuklar işe ebeveynlerini sevmekle başlarlar ama büyüdükçe onları yargılar ve arada bir de onları bağışlarlardı.

Mutlu olan insan iyi hisseder, peki iyi hisseden insan mutlu olabilir mi?
“Tüm yollar eninde sonunda aynı yere varır sevgili Gladys.” “Neresiymiş orası?” “Hayal kırıklığı.”
“Birini etkilemek ona kendi ruhunu vermek demektir de ondan. Kendi doğal fikirleriyle düşünemez, kendi doğal tutkularıyla yanamaz hale gelir insan.”
“evet Dorian; beni her zaman seveceksin çünkü ben senin işlemeyi göze alamadığın günahları simgeliyorum.”
“Dünyada konuşulmaktan daha kötü tek bir şey vardır, o da hakkında hiç konuşulmamaktır.”
“Güzellik dehanın bir biçimidir; aslına dehadan da üstündür çünkü izahata ihtiyacı yoktur. Gün ışığı, bahar ya da ay dediğimiz gümüş kabuğun karanlık sulardan yansıması gibi dünyanın müthiş gerçeklerinden biridir.…”
“yaşamın en büyük sırlarından biri budur; ruhumuz duyularımızla, duyularımız ruhumuzla şifa bulur. Siz muhteşem bir tasarım-sınız. Bildiğinizi sandığınızdan çok daha fazlasını, bilmeyi istediğinizden çok daha azını…”
“Derler ki kadınlar kulaklarıyla, erkekler gözleriyle severmiş." "Bugünlerde insanlar her şeyin fiyatını biliyorlar ama hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar." "Tüm yollar eninde sonunda aynı yere varır Sevgili Gladys.…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş