
İnsan kendisi söz konusu olduğunda kördür.

Michel Foucault'nun Doğruyu Söylemek kitabı, Batı düşüncesinde öznenin hangi söylemsel ve pratik süreçlerle kurulduğu sorusunun geç dönem bir örneğidir. Foucault önceki çalışmalarında delilik, suça eğilimlilik ve hastalık gibi kategorilerin insanı nasıl tanımladığını araştırmıştır. Cinselliğin Tarihi üzerine çalıştığı son yıllarda ise modernite öncesine, Antik Yunan ve Latin metinlerine yönelir.
Düşünür bu metinlerde özne ile kendilik hakkında hangi soruların öne çıktığını, hangilerinin zaman içinde gündemden düştüğünü ve kavramsal çerçevelerin nasıl kurulup dağıldığını inceler. “Düşünce tarihçisi” olarak yöntemi, bugünün özne anlayışını değişmez kabul etmek yerine onun tarihsel izlerini dikkatle ve karşılaştırmalı biçimde sürmektir.
Bu çalışma, Foucault'nun son dönem araştırmalarını canlı bir anlatım içinde sunar. Hakikati dile getirmek ile kişinin kendisini kurması arasındaki ilişki, yalnızca felsefi bir ilke değil, belirli tarihsel pratikler bağlamında değerlendirilir. Bu tarihsel dönüşüm, hakikatin kişisel etik ve toplumsal rol boyutlarını birlikte düşünmeyi gerektirir. Farklı dönemlerde hangi kendilik biçimlerinin mümkün sayıldığı ve doğru sözün bu biçimlerde nasıl bir rol oynadığı, modern bireyin kökenlerine dair eleştirel bir çerçeve kurar.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

İnsan kendisi söz konusu olduğunda kördür.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş