
Kurnaz olmak her zaman saf olmaktan iyidir. Saflık, aptallıktır.

Maksim Gorki, Çocukluğum'da babasını küçük yaşta kaybettikten sonra dedesinin evine taşındığı yılları anlatır. Miras kavgaları, doğumlar, ölümler ve aile içi şiddet, küçük Aleksey'in gündelik hayatının parçası hâline gelir. Otobiyografik anlatı, bir çocuğun korku ve merakla izlediği ev ortamını on dokuzuncu yüzyıl Rusya'sındaki sert toplumsal ilişkilerin küçük bir örneği olarak kurar.
Bu karanlık çevrede Aleksey'in ninesi farklı bir imkânı temsil eder. İdealizmi, temiz kalbi ve yaşam bilgisiyle çocuğun yanında durur; karşılaştığı başka canlı karakterler de dünyayı yalnız zalimlikten ibaret görmesini engeller. Gorki, acıyı tek renge boyamaz; yoksunlukların arasına hayal gücünü, gizemi ve insan sıcaklığını yerleştirir. Aile içindeki herkesin birbirine düşman göründüğü anlarda bile çocuğun gözlem gücü, insanları tek bir davranışla tanımlamayı reddeder.
Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim'le süren otobiyografik üçlemenin ilk halkası olan bu anlatı, Aleksey'in sonraki yıllarına da bir temel hazırlar. Çocukluk anıları, yetişkin yazarın geriye dönük övgüsünden çok, kişiliğini biçimlendiren çelişkilerin kaydı olarak okunur. Evdeki hoyratlık ile ninesinin şefkati arasındaki karşıtlık, dayanışmanın neden yaşamsal olduğunu somutlaştırır. Aleksey'in tanıklıkları üzerinden aile, sınıf ve vicdan kavramlarının nasıl öğrenildiği görünür olur.
Bookspace topluluğundan 7 gönderi

Kurnaz olmak her zaman saf olmaktan iyidir. Saflık, aptallıktır.

"Eğer şimdi ölürsem, bu ölüm zamansız olacak. Sanki hiç yaşamamışım gibi geliyor bana."

İnsan başkasının değil, kendi vicdanıyla yaşamalı.

Kendi kendinin patronu olmayı öğren, kimsenin etkisi altında kalma! Sessiz… sakin… ama inatla yaşa! Herkesi dinle, ama senin için en iyisi neyse, onu yap…

“ Bu havada yoksulların işi zor, ama vicdanı rahat olmayanların işi daha da zor,”

Hayatın boyunca kadınları esirge, onları yürekten sev; sakın onlarla gönül eğleme…

Hüzün ve sevinç, insanların içinde yan yana, neredeyse birbirinden ayrılmayacak gibidir; fark edilmesi zor, akıl almaz bir hızla birbirlerinin yerini alırlar.
“Hüzün ve sevinç, insanların içinde yan yana, neredeyse birbirinden ayrılmayacak gibidir; fark edilmesi zor, akıl almaz bir hızla birbirlerinin yerini alırlar.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş