
"O kadar mutluluğu kaldıramayıp kötü şeyler yaptlar. insanlar fazla mutlu olunca hep kötü şeyler yaparlar."

John Steinbeck'in Bilinmeyen Bir Tanrıya romanı, ailesinden ayrılarak Kaliforniya'da bir çiftlik kuran Joseph Wayne'in toprakla giderek mistikleşen bağını anlatır. Joseph için arazideki büyük meşe yalnızca bir ağaç değildir; ölen babasının varlığını ve toprağın bereketini taşıyan canlı bir merkez hâline gelir. Kardeşleri ve çevresindeki insanlar bu inancı farklı biçimlerde karşılarken, çiftliğin büyümesi aile içindeki dinî ve ahlaki gerilimleri de keskinleştirir.
Romanın ilerleyişinde doğa, karakterlerin planlarına uyan edilgen bir arka plan olmaktan çıkar. Yağmur, kuraklık, hayvanların sağlığı ve toprağın verimi Joseph'in ruh hâliyle iç içe geçer. Kardeşi Burton'ın katı inancı ile Joseph'in pagan çağrışımlı sezgileri çatıştığında, ağaca yönelen şiddet yalnızca kişisel bir anlaşmazlık değil, insanın kutsalı nerede aradığına ilişkin daha büyük bir kırılma yaratır. Kuraklığın ağırlaşmasıyla bereketi geri getirme arzusu tehlikeli bir adanmışlığa dönüşür.
Bilinmeyen Bir Tanrıya, Steinbeck'in daha sonraki Kaliforniya romanlarında büyüteceği toprak, emek ve aidiyet temalarını karanlık bir başlangıç noktasıyla birleştirir. Eser doğaya hükmetme isteği ile onun karşısında duyulan huşu arasındaki sınırı bulanıklaştırır; Joseph'in yolculuğu, inancın insanı yaşama bağlayabileceği kadar kendi benliğini feda etmeye de götürebileceğini gösterir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

"O kadar mutluluğu kaldıramayıp kötü şeyler yaptlar. insanlar fazla mutlu olunca hep kötü şeyler yaparlar."
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş