
Bilimin gündelik hayatı ve düşünme biçimlerini bu kadar derinden kuşattığı bir çağda, Doğan Özlem Bilim Felsefesi'nde basit görünen bir meseleyi merkeze alır: Hakkında bu kadar çok konuştuğumuz bilimi gerçekte ne kadar tanıdığımız. Kitap, bilime yapılan gündelik atıfların ne ölçüde karşılığı olduğunu sınayarak yola koyulur.
İnceleme boyunca bilimsel bilginin gücü ve sınırları, bilimin çalışma yöntemi ve nesnellik iddiası sırayla masaya yatırılır. Doğa yasası dediğimiz şeyin doğada mı bulunduğu yoksa insan zihninin bir kurgusu mu olduğu tartışması, kitabın en kışkırtıcı duraklarındandır. Özlem, bilimi tarihsel ve toplumsal bir varlık olan insanın etkinliği olarak ele alır; bu yüzden hiçbir bilimsel çerçevenin tarihin dışına tam olarak çıkamayacağını gösterir. Tartışmalar bilim tarihinden ve felsefe geleneğinden örneklerle ilerler; teknik terimler açıklamasız bırakılmaz, her mesele gündelik düşünme alışkanlıklarımıza bağlanır.
Bilim kavrayışını doğa bilimleriyle sınırlamayan bu yaklaşım, tin bilimlerini de kapsayan geniş bir ufuk açar. Açık diliyle felsefeye yeni başlayanı dışlamayan, sorularının ağırlığıyla uzman okuru da doyuran kitap, bilimin sınırlarında eleştirel bir yolculuk arayanlar için sağlam bir kılavuzdur.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!