
...göğsüme saplanmış bir kılıç gibi keskin ve yakıcı olan bu acıyla öleceğimi düşündüm ama ölemezdim elbette. Yakıcı bir andan diğerine geçerek yaşayacaktım.

Antik mitolojinin kenarda bırakılmış büyücüsünü merkeze alan Madeline Miller'ın Ben, Kirke romanı, güneş tanrısı Helios'un kızı Kirke'nin kendi gücünü ve sesini bulma sürecini anlatır. Tanrılar arasında küçümsenen Kirke, büyücülük yeteneğinin açığa çıkmasıyla Aiaia adasına sürülür; burada ölümlülerle ve mitlerin tanınmış figürleriyle karşılaşır. Bu karşılaşmalar yalnız bilinen hikâyeleri yeniden sıralamaz, ölümsüzlük ile insan kırılganlığı arasındaki farkı Kirke'nin deneyiminde sınar. Romanın odağı, başkalarının korktuğu bir figürün kendi kararlarının sorumluluğunu üstlenmesine kayar. Prometheus, Odysseus ve Telegonos gibi figürler, Kirke’nin hikâyesine onun bakışını derinleştirdikleri ölçüde girer. Büyücülük doğuştan hazır bir üstünlükten çok öğrenme, deneme ve bedel ödeme süreci olarak biçimlenir. İnsanlarla kurduğu bağlar, tanrısal ailenin değişmez hiyerarşisine karşı başka bir yaşam olasılığı açar.
Miller Homeros kaynaklı dünyayı modern bir psikolojik derinlikle yeniden kurarken Kirke'yi tek boyutlu bir cadı imgesinden çıkarır. Yalnızlık, annelik, iktidar ve dönüşüm temaları, tanrısal soyun sağladığı ayrıcalıkla onun yarattığı baskıyı birlikte gösterir. Aiaia hem sürgün yeri hem de karakterin bilgisini, sınırlarını ve bağımsızlığını geliştirdiği bir mekân olur. Son seçimi açıklamayan anlatı, gücün ancak kişinin kendi hayatının biçimini belirleme cesaretiyle anlam kazanabileceğini hissettirir.
Bookspace topluluğundan 19 gönderi

...göğsüme saplanmış bir kılıç gibi keskin ve yakıcı olan bu acıyla öleceğimi düşündüm ama ölemezdim elbette. Yakıcı bir andan diğerine geçerek yaşayacaktım.

koparılmış servi dalı kadar keskin sesi havayı dolduruyordu…

Deli olmayan bütün varlıkların arkadaşa ihtiyacı vardır.

benimle niye evlendiğini anlamıyorum ama bu işten fayda sağladığıma göre konuya dikkatini cekmemeye çalışıyorum.

Hayatım boyunca trajedinin beni bulmasını beklemiştim.Bulacagindan hiç kuşkum yoktu çünkü başkalarının hak ettiğimi düşündüğünden daha fazla arzum, isyanım ve gücüm vardı, yıldırımlari üstüme çekecek şeylerdi bunlar.

Onunla yaşamak deniz kıyısında durmak gibiydi. Her gün bir başka renk ,farklı bir köpük sorguclu dalga ama daima ufka doğru çekilen huzursuz yorgunluk.

Tanrıların kutsal nesnelerine kan bulastirilmasi, küfürlerin en büyüğüydü.

Hayatım çamurdan ve derinlikten oluşuyordu ama ben o karanlık suların bir parçası değildim. O suların içindeki bir varlıktım..

Kadınlara haddini bildirmek ozanların en sevdiği vakit geçirme biçimi gibi geliyordu bana. Yerlerde sürünüp aglamazsak gerçek bir hikaye olmazmış gibi.

Bir kayaligin tepesindeki bir şahin gibi harekete hazır olduğumu hissediyordum. Pencelerim hala kayayı tutuyordu ama zihnim havalanmisti.

Ama içimde korkudan ve dehsetten, göklere bakıp kimin bana ne yapacağını düşünmekten bıkıp usanmis bir yer vardı.

“Görünenlerin pürüzsüz, tanıdık yüzü altında, dünyayı ikiye ayırmak üzere bekleyen bir başka yüz vardır.”

Savaş bana erkeklerin budalaca bir seçimi gibi gelmiştir hep. Ne kazanırlarsa kazansinlar ölmeden önce tadını çıkaracaklari bir elin parmakları kadar sene oluyor önlerinde. Keyif sürmeye çalışırken ölüp gitmeleri daha yüksek ihtimal.

"Onun için umutlarım var."

“Yüreklerimizde gerçekte ne olduğunu bilinseydi kaçımız affedilirdi?”

En muhtaç durumdakilerin en nefret ettiği şey minnettarlıktır, sırf kendilerini yeniden iyi hissetmek için ilk fırsatta saldırırlar.

''Hayatım çamurdan ve derinlikten oluşuyordu ama ben o karanlık suların bir parçası değildim. O suların içindeki bir varlıktım.''

Çok büyük merakla beklettim yıllarca.. Gece Yarısı Kütüphanesi gibi psikolojik bir kitaptan sonra biraz ara vermek lazım..Aradan sonra yılların acısını çıkarırım umarım :)

klâsik mitolojik g*vatliklarla dolu şahane bir kitap 😱🥳🥳
“En muhtaç durumdakilerin en nefret ettiği şey minnettarlıktır, sırf kendilerini yeniden iyi hissetmek için ilk fırsatta saldırırlar.”
“Ama içimde korkudan ve dehsetten,göklere bakıp kimin bana ne yapacağını düşünmekten bıkıp usanmis bir yer vardı.”
“Bir engereğe avucunuzdan yemek yemeyi öğretebilirsiniz ama ısırma arzusunu içinden söküp alamazsınız.”
“her okuyucunun zevki farklıdır , bana biraz anlamsız geldi. tat alamadan okudum”
“Yüreklerimizde gerçekte ne olduğunu bilinseydi kaçımız affedilirdi?”
“Yüreklerimizde gerçekte ne olduğu bilinseydi kaçımız affedilirdi?”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş