İnanç zannettikleri onların kurtuluş garantisiydi her iki cihanda, tövbe tövbe, sanki Yaradan tüccarmış gibi.

Karen Kimya, kayıp babasının gölgesiyle doğacak çocuğunun geleceği arasında kalmış, hayatının yönünü anlamaya çalışan bir kadındır. Ahmet Ümit, Bab-ı Esrar romanında onun arayışını günümüzden yedi yüz yılı aşkın bir geçmişe, Şems-i Tebrizi ile Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin hikâyesine bağlar. Sırlarla dolu bir kentte açılan kapılar, Karen'i aile hafızasıyla tarihsel bir cinayetin izleri arasında dolaştırır. Geçmişten gelen fısıltılar ve mucize sayılan karşılaşmalar, gerçeğin nerede bitip mistik deneyimin nerede başladığını belirsizleştirir. Yolculuk, Karen'in babasına duyduğu öfkeyi ve özlemi aynı anda sınar.
Anlatının merkezinde ölümün silemediği sevgi, terk edilme duygusu ve insanın kendi kökenini öğrenme ihtiyacı vardır. Şems'e yönelen nefret ve yedi kişinin taşıdığı bıçaklar, yüzyıllar sonra bile çözülemeyen bir şiddet düğümü oluşturur. Karen'in kişisel kararı, bu tarihsel hikâyeyi yalnız bir efsane olmaktan çıkarıp bugünkü hayatına bağlar. Polisiye merak ile tasavvufi düşünce birbirini tamamlayarak aşkın, sadakatin ve hakikat arayışının farklı yüzlerini açar. Ahmet Ümit'in romanı, aile sırrını tarihsel gizem ve mistik atmosferle birleştiren katmanlı bir serüvendir.
Bookspace topluluğundan 4 gönderi
İnanç zannettikleri onların kurtuluş garantisiydi her iki cihanda, tövbe tövbe, sanki Yaradan tüccarmış gibi.

"Bazı insanların gönül dağarcığı küçüktür, bir testi suyla doyar: bazılarınınki ise sonsuzdur, okyanuslar bile onların susuzluğunu gideremez."

"Gün gelir bir kötülük, bin iyilikten daha faydalı olur.”

Overrated asf.
“Ben iyiliği, sadece iyilik olsun diye yapmayı seviyorum, kötülükten kaçınmayı, kötü olmadığım için yapmayı istiyorum. İyi olduğumda birinin bana ödül vermesi ya da kötü olduğumda birinin beni cezalandırmasından…”
“Onu benzersiz yapan tarif edilemez oluşu”
“Dünya Rüya içinde Rüyadır.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş