
İnsanın içinde bir ışık vardır; en karanlık gecede bile sönmeyen bir ışık.”

Genç Mine'nin ansızın kaybolması, ona âşık olan MİT görevlisi Sedat'ı hem kişisel hem mesleki açıdan tehlikeli bir arayışa sürükler. Ahmet Ümit'in Sis ve Gece romanında yasak aşk, istihbarat örgütünün içindeki entrikalarla iç içe geçer. Sedat, Mine'ye ulaşmaya çalışırken askerlerle siviller arasındaki çatışmaların, örgüt evlerine düzenlenen baskınların ve kayıtlara geçmeyen ölümlerin izleriyle karşılaşır. İstanbul'un karanlık sokakları, aranan bir kişiden daha geniş bir yakın geçmiş hesabının açıldığı hareketli bir soruşturma alanına dönüşür.
Romanın gerilimi, Sedat'ın görev kimliği ile sevdiği kişiye duyduğu bağlılık arasındaki çatışmadan beslenir. Her yeni ipucu, örgüt içindeki güven ilişkilerini sarsar ve resmî anlatılarla bireysel kayıplar arasındaki mesafeyi büyütür. Şehirde karşılaşılan farklı insanlar, siyasi şiddetin günlük hayatlarda bıraktığı kırılmaları görünür hâle getirir. Sis ve Gece, kayıp bir kadını arama ekseninde ilerleyen polisiye yapısını aşk, devlet, sadakat ve hafıza sorularıyla birleştiren; Türkiye'nin yakın geçmişine insan hikâyeleri üzerinden bakan karanlık bir İstanbul romanıdır. Aşkın kişisel dili ile istihbaratın kuşkucu dili yan yana geldikçe Sedat'ın kararları daha ağır sonuçlar taşır.
Bookspace topluluğundan 6 gönderi

İnsanın içinde bir ışık vardır; en karanlık gecede bile sönmeyen bir ışık.”

Nakış Nakış öfkeyle dokulu hırçın ama kırık dökük bakmayın ana avrat küfür ettiğine o Gözyaşları içinde bir çocuk

Kuvvetle muhtemel polisiye seven biri dahi olsanız bu kitabı okumadınız fakat inanın bana metroda gördüğünüz ruhsuz,yorgun ve tahammülsüz bir adamın gözlerini faltaşı gibi açacak sertlikte ve gerçeklikte bir kitap,ayrıca Ahmet beyle karşılıklı kahve içme şansı yakalamış biri olarak da sis ve gece hakkında daha karanlık bilgilere de değindim,olur da okursanız sizinle de paylaşırım.Umarım uzun yıllar tavşanlar gibi uyumazsınız :)

Her aşık sevdiğini kaybetme korkusu taşır

“Her şey sisin içindeydi; gecenin karanlığında kayboluyordu.”

Bakışlarımı konağa çeviriyorum. Görenlerde korku ve ürperti uyandıracak bu bina bana hüzün veriyor. Onu daha önce hiç görmemiş olmama karşın aramızda çözümleyemediğim bir bağın varlığını hissediyorum
“ilk açtığımda son sayfayi okuyup köşeye koymuştum lakin birdaha en baştan okuyunca o son sayfa otur ağla böyle bir şey yok her zaman son sayfaya bakmayın ileleyis öğretir aciyida tatliyida 🥹🏅”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş