
... 'Hiç hatanın olmadığı bir dünya, sence yaşanılacak yer olur muydu? Marifet hatalarla dolu bir dünyada hatasız yaşayabilmek değil midir? Kirletilmiş bir dünyada temiz kalmanın erdemini düşünsene! '

“Bu topraklardaki zulüm hiç bitmeyecek, kargaşa hep sürecek, kan akışı durmadan körüklenecek. Beklenen kurtarıcının gelmesi için şiddet ve ölümler daimî olmak zorunda. Burayı cehenneme çevirenlerin inancı, ‘Kanı ne kadar çoğaltırsanız cennete o kadar yaklaşacaksınız!’ diyor. Kıyameti isteyen bu sapkın akıllar, bunu başararak kendilerini kurtaracaklarını düşünüyorlar. Hayır, buna müsaade edemeyiz!” Cümleler 1577 yılının İstanbul’undan… Ama sanki trajedinin, acının, feryatların hiç bitmediği günümüz Ortadoğu’sunu anlatıyor. İnsanlık tarihi biraz da zulümler tarihidir. Kan ve şiddet üzerinden yapılan hesaplar dünyayı kaosa sürüklemeye başladığında sapkın akıllar, gökten inecek muhayyel bir kurtarıcı için cinayetler işlemeyi, zulümler üretmeyi masum bir iman olarak görürler. Gerisi insanlığın kaderidir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

... 'Hiç hatanın olmadığı bir dünya, sence yaşanılacak yer olur muydu? Marifet hatalarla dolu bir dünyada hatasız yaşayabilmek değil midir? Kirletilmiş bir dünyada temiz kalmanın erdemini düşünsene! '
“Hayır böyle olamazdı. Halktan birisi cahilce sözler edebilirdi ama bir din adamının cehaleti memlekete ziyan sayılırdı.”
“Özürlü birinin özürsüzlüğü istemesi masum görülebilir ama insanlığı kibirden, yalandan, hırstan kurtarmak kimseye verilmiş bir hak değildir. Belki de insan bunlar sayesinde insan oluyordur, bir de bunu düşün istersen!…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş